9 Haziran 2015 Salı

geçiyordum uğradım

Kendim için yazmayı unutuyorum.
Yardım edin.

Az önce bir filmin sahnesinde her şeye rağmen gizli adını tekrar tekrar değiştirip yine de kısa hikayeler yazmaya devam eden bir adamın hikayesine tanık olunca bazı duygular depreşti bende. İçimde bir şeyler uçuştu.

Kendim için yazmayı unuttum. Klavyenin seslerine yarışan cümlelerimi kovalamayı ne kadar sevdiğimi unuttum. Yazmanın bir boş vakit değerlendirme uğraşı değil de bir zamanlar yazmaktan kalan arta kalanlarda diğer işleri yaptığımı unuttum.

Şimdi de olacak zaman değildi zaten yazmak için. Evden ayrılıyorum yine. İki saatten az bir zamanda evden çıkmam, iki saatten biraz fazla bir zamanda başka bir şehirde olmam lazım. Şu an gerçekten bambaşka bir şehirde olmayı dört gözle bekliyorum. Yine içimdeki gezgin ruh havalandı bu günlerde. Tanımadığım sokaklarda dolanmak istiyorum yine. Çok klişe konuştuğumu biliyorum yine tekrara bağladım ama istiyorum. Eğer birazdan Ankara'ya gidecek olmasaydım evde yaz depresyonuma girerdim sanırım.  Belki bu iki saatlik otobüs yolculuğu biraz olsun tatmin eder beni.

Dönünce karşılaşacağım bir macera da olabilir bu arada. Bu yüzden bu seferki dönüşüm biraz daha heyecanlı. Yanlış zamanlamaya sahip bir macera, nasıl olacağı hakkında hiçbir fikrim yok. Bakalım..

Ya ben az önce hiçbir şey anlatmadan kendi kafamdan bir şeyler mi anlattım?
Resmen yazının anlattığı bir şey yok.

Özlemişim.

Zaten yaz gelirken canlanmaz mı blog alemi? Benim bildiğim hep öyle olur. Yani garip bir zamanda dönmedim. Bu yaz yapılacaklar biraz daha kendimi seneye hazırlamak amaçlı, ödev misali şeyler ama buraya da zaman ayıracağım. Bu sefer günlük vari değil ama.. Eski defterleri açıp, hikayeleri, denemeleri dökeceğim, yenilerini ekleyeceğim.

Hadi bakalım dediğinizi duyar gibiyim.. O zaman hadi bakalım!