21 Şubat 2015 Cumartesi

Bir geldim pir geldim

Ne kadar oldu şurada yazmaya başlayalı? Beş yıl oldu mu, olacak mı? Kaç blogger gördüm, kimisiyle tanıştım, kimisine bir tane bile yorum bırakmadan yazılarını yayınladığı gün okudum, kimisinin yerinde olmak istedim bazen, yaşadığı hayatları yaşamak, tanıdığı insanları tanımak.. Çoğunun ortak noktası ne oldu ama biliyor musunuz? Hayatlarında yeni bir sayfa açınca yada yeni bir şeye başladıkları zaman önce blogu boşladılar sonra kapattılar.
Ama ben onlardan olmak istemiyorum.

''Geri döndüm artık her hafta yazı yazacağım! '' demek istemiyorum. Hem kendime o baskıyı kurmak hem beklentide olan insanları (hala var mı bilmiyorum ama..) beklentiye sokmamak için ama daha çok yazmaya çalışacağım ve bu çalışmaya da buradan, bugün başlıyorum.

Artık çevremde hemen hemen herkesin buradan haberi olması biraz sıkıntı, biliyorum. Umarsızca platonik aşklarımdan konuşamayacağım. Yada yolunda gitmeyen her şeyde hemen buraya koşup, ''Dünyanın sonu geldi!'' kıvamında yazılar yazamam. Deli gibi mutlu olduğum günler hem blog yazmak aklımın ucundan geçmediği hem de birine anlatırsam büyüsü bozulacakmış gibi geldiği için zaten yazmıyorum.
İşte bu da beni ''Eee ne yazacağım ben şimdi?'' ye döndürüyor.

Ben hiç film eleştirmeni olmadım burada. Bir günde 3-5 film izlediysem belki film arayan insanlar vardır diye isimlerini zikrettim sadece.Kitap zaten hiç yorumlamadım. Hatta önermedim bile galiba, yanlış olmasın.
Her şeye ufak ufak ilgi duymak benim kişisel bir özelliğimden çıkıp bu sayfanın amaçsızlığının bir göstergesi olmuş. Bu yüzden düşünmemeye, dert etmemeye karar verdim. Ben yine bu yazı yazdığım sayfayı açınca içimden ne gelirse azcık törpü ile anlatacağım. Ne hakkında olur, ne içerir, yine bir video mu olur, resimsiz destansı bir yazı mı yoksa radyo mu hiç bilemem.
Aslında burası hakkında bu tahmin edilememezliği seviyorum biraz.
Aha yazarken birden blogun teması ortaya çıktı.. Ne zaman neden bahsedeceği belli olmayan Aylin'in Summer'ın blogu.


Of çok fazla negatiflik doldu. Biraz günlük moduna geçeyim mi? İtiraz eden kimseyi göremiyorum?
ve başlıyorum..

Yakın tarihten uzağa gidiyorum. Şubat 15 doğum günümdü mesela. Evdeydim o tarihte tatilin son günleriydi. Şimdi Ankaradayım. İşte birbirinden güzel dostları gördüm, liseyi yeniden kurdum desem yeridir. Beni gerçekten tanıyan insanlar var çevremde. Bir hediyenin pahasından yada güzelliğinden ziyade hakkında düşünülmüşlüğüne, zaman harcanmasına verdiğim önemi bilen, beni bu şekilde mutlu etmek isteyen insanlarla dolu çevrem. O kadar şanslıyım ki onlara sahip olduğum ve lise bitmesine rağmen sahip olmaya devam edeceğimi bildiğim için..
Vişne Çürüğü'nin taa istanbullardan kargoladığı kocaman paket, sonra lise arkadaşlarımdan birinin İngiltere hayalimi bildiği için aldığı o kırmızı telefon kulubesi şeklinde olan kumbaraya attığı küçük küçük notlar, diğerinin yarım metrelik bir kinder çikolata ile beni soktuğu kahkahalar, bir diğerinin 4 yıllık lise hayatımızda özel olan her günden birer fotoğraf seçip onları özel çerçeveleyerek buzdolabı magnetleri haline getirmesi, yeni sahip olduğum için çoook şanslı olduğum bir başka birinin neredeyse bir muhabbet kurup, tanışmamıza sebep olan dizinin t shirtünü alması... Dünyadaki en şanslı insanlar biri saymayayım kendimi de ne yapayım şimdi?


Sonra yurdun o tekdüze kahvaltısından bıkan ve en sevdiği öğün kahvaltı olan ben, deli gibi her sabah bir tek kuş sütünün eksik olduğu kahvaltı masaları kurup, her kahvaltıda bir film izlemeye başladım. Tabi her sabah bir film işini tatil boyunca değil bir hafta falan yapabildim ama sağlam kahvaltılar yaptım hep.
Sonra bir gün televizyonda rocky 1'i izledim ve daha önce hiçbir rocky filmini izlemediğimi fark ettim! Gönül isterdi ki bunun farkına vardığım zaman o bir hafta her kahvaltıda bir rocky bitirmiş olayım ama yok! Taktım mı takıyorum ben.. Ertesi güne 6 Rocky filmi de bitmiştisdfgh tamam pek gurur duyduğum bir gün geçirmedim ama yaptım. (ortadaki sahne birinci filmdeki evlenme teklifiydi.. Nesi bu kadar çekti bu filmin, bu adamın hiç bilmiyorum ama favorilerimden biri artık. Seri olarak değil ortadaki filmler sıkıcıydı ama ilk 2 film güzeldi)
İşte sonra kanaviçe işlemeyi özlediğimi fark edip elime iğne iplik aldım ama annemi dinlemeyip yine abuk subuk şeyler toy story karakteri işlemeye başladım. Woody bitti ancak Jessie'nın yarısına geldiğimde çoktan vaktim kalmamıştı kanaviçeye falan..



Şu nedenden vaktim kalmamıştı.. Çok boş bir tatil geçirmeyeceğime dair kendi kendime verdiğim söz yüzünden. Bende iki hafta sersemliğin ardından atölye ödevlerimi yapmaya, alıştırmalar yazmaya, dünyadaki diğer reklamları takip etmeye ne bileyim işime yarayacak her şeyi yapmaya başladım. Tabi kendimi okula gidermiş gibi buna adamadım ama boşlamadım da işte.. Zaten sonra okullar açılınca başlarsak yetişemeyeceğimiz bir iş için atölye arkadaşlarımla 7de 8de bazen 10da başayan ve 12den önce bitmeyen skype toplantıları yaptık.

Bulunduğum yerden, yaptığım işten, çevremdeki insanlardan en ufak bir sıkıntım dahil yok ki bunları yapabiliyorum. Bugün cumartesi, yarın pazar mesela..(hadi canım! dediğinizi duyuyorum dalga geçmeyin lütfen arkadaşlar)öhm neyse bugün toplantı yoktu ama yarın olacak. Yarına alternatif fikirlerimizle gitmemiz gerekiyor. Çarşamba günü Ankara'ya geldim çarşamba günü dahil her gün okulda, atölyedeydim ama hiçbir derse girmedim mesela ama her gün okuldaydım! Böyle anlatınca ben bile bazen kendi kendime şaşırıyorum ama günlerin, işlerin, yapılacak şeylerin içinde o kadar kayboluyorum ve bir o kadar şikayet etmiyorum ki..

Ya ben resmen (kısaca) hayatımdan çok memnunum. Belki bu yüzden bu kadar uğrayamadım buralara. Şubat ayı bitecek ben yeni yıldan beri sadece bir yazı yazmışım. Bir. BİR!

Şubat sonunda yada martın ilk günü yayınlanacak bir videom var ki öyle bir şeye dönüşecek ki (umarım yapabilirim) her ayın sonunda yeni bir video gelecek. En azından bunun beklentisine girebilirim, girebilirsiniz bence.

Ben gidip kimileri tarafından çok sevildiğini bilsem bile umursamadan eski yazılarımı temizleyeceğim! Evet bunu yapacağım.. Dediğim gibi çok fazla tanıdık ve çok fazla utanç verici derece hopeless romantic kıvamında yazı var. Hiç bilmiyorum belki geç kaldım ve en istemediğim kişi tarafından okundu o yazılar belki değil blogumun benim bile farkımda değil, yine kendi kendine gelin güvey olan bir Summer vakası ile karşı karşıyayız. Ama ben ufak bir temizliğe girişiyorum.

(derin bir iç çekiş...)
Aynı eski günlükleri okumak gibi olacak bu.. Gidip enerji depolamalıyım bir kahve yapayım kendime sonra temizliğe başlarım.

Sizde kendinize iyi bakın! Hatırlıyorsanız beni bir yerlerden ve okuduysanız bu destanı yorum yapın falan.. Çünkü her gün gelen o 100 kişinin yeni hiçbir şey olmamasına rağmen bu bloga nereden geldiği hakkında hiçbir fikrim yok.

Eski günlük demişken.. Günlük bile yazmıyorum ben ya.. Bir ayda Atölyede sadece fikirlerle araştırmalarla dolu bir defter bitirmiş olabilirsin Aylin hanım! Ama kelimelerinin birazını buraya birazını da günlüğüne sakla. En azından burada bahsetmeye çekindiklerini günlüğüne yaz yoksa patlayacaksın bir gün..

Bu da kendime bir not olsun.
Hatta size de olsun.
Biliyorum şu kelimeyi okuyorsanız siz de bir bloggersınız. Anlamışsınızdır derdimi.

of yazmaya yazmaya yazı nasıl bitirilir unutmuşum bit-mi-yor. Bitiremiyorum.

Haydin bir sonraki yazı (muhtemelen video) da görüşürüz!