22 Eylül 2014 Pazartesi

Bir Blogger Buluşması #2

Selamlaaar!
Yazıya başlamadan önce Bir Blogger Buluşmasının ilkini Mia'm ve Vişne'm ile İstanbul'da buluştuğumuz güne bir göz atmak isterseniz diye şöyle bir kenara bırakıyorum.
Mia da ortalarda yok. Ne özledim..


Malumunuz Ankara'yı yeni kazandım. Yurduma yerleşeli bile iki hafta oldu olmadı. Üniversitemin son uyum gününde işim tam bitmek üzereydi ki! Birden Cessie'den bir mesaj geldi. Aslında bir önceki yazıma yorumda bırakmış ama yurdumun interneti o sıralar iyi olmadığı için görmemiştim. 
''Biz oda arkadaşımla okuldan sonra Kızılaya gidip birkaç işimizi halledeceğiz öğlene doğru biter işimiz buluşalım mı?'' mesajıyla yorgunluğuma, her an yağacakmış gibi boğuk bir havaya ve gidişinin dönüşünü bilmediğim metrolara rağmen ''Geliyorum Cessieeee!!'' diye hemen aradım onu. 
Daha önce de mesajlaşmıştık ama buluşmadan önce aradığımda bizim ilk konuşmamızdı. Bu telefon konuşması sırasında yanımda üniversiteden bir arkadaşım olduğu için ayy şuan ilk defa konuşuyoruz biraz sonra ilk defa yüzyüze görüşeceğizz ^.^'' moduna giremedim zira dışarıdan nasıl görünebileceğini anca tahmin edebilirdim.

Her neyse işte Kızılay avm'nin önünde buluştuk. Cessie videolarda, fotoğraflarında göründüğünden daha uzundu ve oda arkadaşıyla beraber o kadar çok tatlılardı ki! Şuan hala iki kişilik odada tek kalıyorum o an ben de inşallah onlar gibi arkadaş olabileceğim bir oda arkadaşım olur diye iç geçirdim.

İşler halledildi. Cessie'nin videosunu çektiği gibi yağmur yüzünden yanıbaşımızdaki Burger King'e girmek zorunda kaldık. Yağmur dinene kadar uzuuun uzuuun yedik içtik. Sonra ben fişin arkasına yukarıda gördüğünüz kısa hatıralık notları yazdırdm. Sonra Dost kitap evinden Aşk ve Öbür Cinler'i aldım. Cessie Yabancı'yı, Burcu Koku'yu aldı. Sonra bir takıcıya girdik. Oradayken tıpkı Mia ve Vişne ile yaptığımız gibi bu günü hatırlatması için üçümüz aynı şeyi alalım mı dedim. Mia ve Vişne ile uykusuz magneti almıştık Cessie ve Burcu ile de birer küpe alalım dedim ama neyi göstersem hep bende ondan var dediler. E ben de napayım aldığım kitaba bugünün hatırası olarak minik bir not düştüm.

Öyle sıcak gelmişti ki arkadaşlıkları ben onları bırakmak istemiyordum o yüzden bir yere girip birer çay içip muhabbeti uzattık. İyi ki de yapmışız hem cessie'yi hem burcu'yu daha iyi tanıdım. Daha çok sevdim.

****

-Blogger buluşması bitti.
-Bugün ilk doğru düzgün dersime girdim. Üçer saatten altı saat ders kafa kalmadı tabi. Ama iki hocayı da çok sevdim. Alınması gereken ders kitapları da birikmeye başladı.
-Yarın okuldaki sinema salonunda sinema topluluğunun tanışma etkinliği var. Daha üye olmadım ama yarın olacağım. Etkinlik sonrasında da bir Robin Williams filmi oynatılacakmış. Çok heyecanlı!
-saat 12 olmadan uykum gelmeye başlıyor Ankara'ya geldim geleli. Hiç hoş değil.
-yan odam geçen gün itibari ile 4 kişi oldu. İnşallah çok ses olmaz.
-Ev özlemi bomboş yurt odasına girince artıyor. Ne yapmalı ki..
-Buraya da şarkıyı koyuyorum.

kendinize iyi bakın.

İçimden bir ses bir blogger buluşması 3 bu hafta sonu olacak diyor. Hadi bakalım!

15 Eylül 2014 Pazartesi

üniversitenin ilk günü

uyum programı adı altında yapılan uzuuuuun konuşmalar koysam başlığı daha iyi ve özetleyici olabilirdi tabi. Ama sıkıcı değildi sadece uzundu. neyse başa sarayım mı her şeyi? Daha anlaşılır o zaman yazı..

14 eylül pazar akşam geldim yurduma yerleştim. Bir hafta önce gelip yurdu seçmiştik ama son ana kadar evde kalmak istedim o yüzden pazar günü yerleşmeye geldim. İyi de yapmışım. Kimseyi tanımıyorum etmiyorum, zaten yurt yeni yeni doluyor iki kişilik odadayım ama odadaki diğer yatak hala birisine verilmemiş. Yani tek kalıyorum. İşte geldik annemle bavulu boşalttık, odayı düzenledik, eksiklere baktık.. Odada iş bitti bizi bahçede bekleyen babamın, kardeşimin ve o gün yanımızda olmak için gelen iki teyzemin yanına gittik. Allaah! Beni bir ağlama tuttu. Annem zaten evlenip gidiyomuşum gibi, ben o an aklımdan ''Ne halt vardı da geldin buraya yok muydu evinde üniversite oraya niye gitmedim!'' diye geçiriyorum. Babam yoktu Allahtan ama o da ayrıldıktan sonra arabada veya eve gidince ağlamıştır eminim. Üniversite sınavına girerken binanın önünde hadi iki saat sonra gürüşürüz diye ayrıldıktan sonra yanımdan ''sanki evden gidiyomuş gibi geldi'' diye ağlayan ayrılan adamdan bahsediyoruz gerçekten evden gittim diye neler olmuştur evde pazar akşamı kim bilir.

Of bakın! Ben bile evden temelli ayrılmışım gibi konuşuyorum! Halbuki bu cuma günü eve donup pazar akşamı geri gelcem Ankara'ya. Allah aşkına iki saatlik yol. İstersem özledim diye günübirlik bile giderim de işte.. Bu bomboş yurt odasında, henüz geleli iki gün olmuş, bunları yazarken bile gözleri dolar halde ve arkadaş edinemezsem diye kara kara düşünüp dert eden biriyim şuan. Hiç tanımadığım insanlarla ilk iletişimleri kurmada berbat biriyim! Aklına bir şey takılmış gibi yap git birine sor oradan muhabbet kurup adını öğren di mi? Veya konferans salonunda en boş yere oturma da böyle dışarıdan sana sıcak gelen birinin yanına geçip merhaba nereden de beraber dinleyin konferansı değil mi? Yok illa bomboş bir yere oturup başkalarının yanımı doldurması illa başkalarının bana sorması gerekiyor. Berbatım işte. Bir kere tanıştıktan, arkadaş olduktan sonra götürürüm işi ama benim olayım bu. Yapamıyorum ilk zamanlarda hiçbir şey! Takılıp kalıyorum!

Buna rağmen fakültenin havasına bayıldım. Sakin, sıcak.. Görevli öğrenciler hep yardım için çırpınıyor. Gerçi konuşmalar yapılırken yanımda oturan birileri sürekli sinema tv öğrencileri tarafından yapılan tanıtım filmi ile dalga geçti. Sürekli kıkırdadı falan. Sinir oldum. Az çok bildiğim için o tarz yapımları, yeşil ekranı, grafiğini, montajını tahmin edebildiğim için öğrenci olarak güzel bir iş çıkardıkları düşündüm ben sürekli başkalarına komik geldi ama. Olabilir. Daha bilmiyor o kıkırdayark izlediği beş dakikalık videonun arkasında dönen emeği, öğrendiklerini somut bir ürüne çevirmenin verdiği heyecanı.

Boşladım burayı biliyorum ama Ankara'ya gelmeden önce yaşadığım koşturma yüzünden en yakın arkadaşlarımla bile vedalaşamadım, kafam neredeyse artık bir sürü eksikle geldim, gelmeden önce halledilmesi gereken şeyleri zor yaptım.

Yarın daha girişken olmayı planlıyorum yada umuyorum diyelim. Zaten yarının etkinlikleri biraz daha sosyal bir salonda saatlerce konuşma dinleyerek geçmeyecek. Zaten yerimi yadırgadın dünkü ilk gecemde sabah 6 gibi ayaktaydım bugün biraz daha erken yatayım bari böyle sabahları erken uyanacaksam sürekli işim var. Saat 11 olmadı gözlerimi zor açık tutuyorum.

Halim olursa yarın da yazarım. Günlüğümü de getirdim ama ona yazasım gelmiyor nedense.. günlük yazasım yok ama vişne çürüğü'me bir üniversite ilk günler mektubu yazmak için her zaman enerjim var! Zaten mektuplar böyle anlarda en çok aranıyor. Anlatıp rahatlamak için. Hele bir alışayım  mektup bekleyen arkadaş çook!

kendinize iyi bakın. Summer daha girişken olsun, güzel arkadaşlıklar edinsin, diye de dua edin benim için. İşim dualara kaldı çünkü.

Odadaki buz dolabı çok ses çıkarıyor. Fişini mi çeksem acaba?