24 Temmuz 2014 Perşembe

Üniversite



her şey çok yeni.
başka bir şehre gidiyorum.
Ben mutluyum. Yapmak istediğim şeyi yapacağım. Okurken ayaklarım geri geri gitmeyecek. Sonrasını bilmem. Kimse bilemez. Düşünmemem de lazım daha okulumu bile görmedim ama işte aile bu düşündürtüyor. Yine de mutluyum.

Ankara'ya gidiyorum gençleeer! Hatta gitmekle kalmayıp Ankara Üniversitesi'ne gidiyorum!
Eşit ağırlıktan hazırlanırken ilk sıraya sözelden tercih yapmak nasıl aklıma geldi bilmiyorum ama iyi ki yapmışım. Şimdi biraz daha umutla gidiyorum. Ailemle benim hep düşündüğümüz bölümü ilk sıraya yazsaydım bir sürü bilinmemezlik içinde olurdum giderken. Acaba sevecek miyim? Acaba mezuniyetten sonra bu mesleği yapabilecek miyim? Ohoo oo! Ama şimdi biraz daha rahatım. En azından seveceğimi biliyorum.

Annem gideceğim için çok üzgün ama sinirlilikle karışık üzgün. Öğrendiği andan beri bir yandan bölümümle ilgili laf sokuyor diğer yandan ''git de gör ayaklarının üstünde durmayı. Burada okusaydın da birkaç sene daha geç başlasaydın ayaklarının üstünde durmaya. Zaten eninde sonunda ayrılacaksın bizden ne bu acele'', diyerek dalıp dalıp gidiyor. Mutlu değil yani ama alışacak.
Babam her zamanki destekleyici, eve gelir gelmez ''tebrik ederim kızımm'' diyerek öpen, ankara'ya gideceğim kesinleşince hemen Ankara'daki amcamı arayıp ''bize oralarda yazdım edersin değil mi?'' diyen babam işte. Yerim ya.

sizde bunca zamandır okuyup okuyup ''EEEEH! Hadi Summer hangi bölümmüş bu'' diyorsunuz ve kızıyorsunuz değil mi? Kızmayın ben bile yeni yeni alışıyorum. Sınava hazırlanırken bile hiç aklımda olmayan bir şey olunca sadece tercih zamanı araştırabilmiştim ayrıntılarını. Tamam tamam tatava yapmıyorum.
Halkla ilişkiler ve tanıtım. Ta ta ta taaaamm!

Ben alışmaya gidiyorum.. Gideceğime, üniversiteme, bölümüme.. Alışmaya gidiyorum diyorsam yanlış anlamayın. Tüm bu gerçeklikleri unutuna kadar dizi film izlemeye gidiyorumsdfgh

geçen sene bu aralar şöyleymişim. Vay arkadaş ya!
vay be iki yıl sonunda cidden her şey bitti. İnanamıyorum hala..

O değil de şimdi bi deniz tatili ne güzel giderdi yaa

20 Temmuz 2014 Pazar

Pancake günü!

sanırım aylardan şubat yada mart idi..
ben her zamanki gibi İngiliz Vloggerlarımı açmış günlük enerjimi topluyordum ki! Bir de ne göreyim.. Bütün videoların başlıkları ''pancake day'' diye yazılmış. Allah Allah dedim pancake günü mü olurmuş. Meğer oluyormuş efenim.. İzlediklerimin hepsi öyle ballandıra ballandıra yapıp yediler ki canım fena istedi ben de hemen mutfağa girdim. Onlar balla yedi ben nutellayla. Sonunda da aşağıdaki fotoğraflar çıktı.  Aslında videoda çekmiştim ama editleme olayında biraz sorun yaşadım o yüzden şimdilik sadece fotoğraflar var.
(evet her şey mart ayında yapıldı ama bir yazıya yeni çevrildi. Üşengeçlik değil sınav..)

Bu arada pancake günü de neymiş nasıl kutlanıyormuş derseniz şuraya o gün izlediğim bir kaç video linkini bırakıyorum.
 Burada Marcus ve Niomi iki sevgili. O muhteşem ev kimin evi, 7*24 beraber mi yaşıyorlar iki yıldır videolarını izliyorum hala anlamadım arkadaş. Neyse yaptıkları pancake tarzı çok değişikti

Burada ise benim sevgilim Kick The PJ! Onu bir senedir takip ediyorum herkes ona PJ diyor ama gerçek adı gizem. Benim bahsim Peter James üzerine ama... Yaratıcılığına bayılıyoruumm!

Tarifi zaten belli. Yani nasıl yapıldığı belli ama ben malzemeleri hangi ölçüde kullanacağımı bilemediydim. Baya araştırmıştım en sonunda bu tarifi yapmaya karar vermiştim. Tadı da yenebilirdi hani ama anneminkilere hiç benzemedi o yüzden içime sinmedi.

En önce meyveleri kestim elbette. Neden? Çünkü pancake olurken ben de arada bir iki bir iki attım ağzıma. Portakalla muzu çileği aynı anda yemek garipti ama bal ve portakal ikilisi en sevdiğim oldu! Sonra nutalla ve çilek ehe




Peki ya yaptığım ilk pancake'e kaç puan!?

Tava kızarmış mı diye kaşığın ucuyla damlatmıştım. O da anca şirinlerin yiyebileceği bir boyutta panceke oldu çıktı ehe



ama sonra dağ gibi yığdım valla hepsini. Böyle bir kase balı üstüne yığıp, meyveleri boca edip filmlerdeki gibi yiyip triplere giresim geldi. Ama yapmadım. Kardeşimle film açıp iki saat boyunca hep yiye içe izledik filmi.

Hatta izlediğimiz film Book Thief idi. Ben her zamanki gibi filme ba-yıl-dım! ama kardeşim azcık sıkıldı gibi.

sol taraftaki çubuğun ucundakileri de son anda akıl ettim. Bir deneme yaptım baktım oldu. Dedim summer sen bu tarifi aklında tut arkadaşların kahvaltıya gelirse özel bir günde yaparsın. Üstünü de süslersin güzel güzel (^.^)












10 Temmuz 2014 Perşembe

Bloga daha bugün yaz geldi!

Gördüğünüz gibi temayı yeniledim. Öyle şirin oldu öyle içime sindi ki gelip her gün yazı yazabilirim. Çok fena şevke geldim anlayacağınız. Ama fena yoruldum. Boynum küt dedi kaldı oynatamıyorum..  Hal böyleyken yazacak bir şey gelmedi aklıma ben de burada yokken aldığım mimlerden kısaca bahsedip, aldığım ödüllere teşekkür edeyim dedim! Nasıl?

İlk önce bir tanecik Cessiem'in Güldüren blog ödülüm var! Güldüren blog diyince başta bi şaşırdım yalan yok, çok mu komik yazıyorum diye düşündüm ama açıklamasını okuyunca muhteşem bir gülümsemeye asıl ben sahip oldum! ''ne kadar komik ahahah'' diye değil ''ya ne tatlı allam'' şeklinde bir gülümseme konuyormuş yüzüne. Sen daha tatlısın Cessie! Çok teşekkür ederim! (*.*)

Sonraaaa.. hıh! Deep'in En samimi blog listesi'nde de adım geçmiş yani oradan da bir ödül almışım. Naslı mutlu oldum anlatamam! Deep buraların en eskisi, en kararlı bir şekilde blogunu yürüteni. Ondan böyle bir ödül almak da ayrı bir duygu ehe

Bu arada Deep'in kitap çıkardığını duymamış olanlara buradan duyurabilirim bence. Ben de üstünden çok geçtikten sonra öğrenmiştim. Kitabın bilgileri burada..

Madem bilgilendirmeye başladık yeni bir bilgi ile devam edeyim. Ayşe'nin adresinde adının geçmesi ile sorun yaşadığını biliyordum o da bir karar vermiş ve yeni adresiyle yeniden başlamış blogunu. 
Adresi artık burası
ve yeni adı Gizemli kimlik!

malum eski blogu gidince beni mimlediği sayfalara ulaşamıyorum halbuki not almışım. Gizemli kimlik affet zamanında yapmayınca zaman aşımına uğradı mimlerin! Halbuki tam benlikti bir kaçı. Neyse artık

Sağ kalan iki tane mim var biri Cessie'nin blogunda müzikli mim. Görür görmez hemen ben de yapmalıyım!!!! diyerek onu da kenara not almıştım. Hemen başlıyorum ayy çok heyecanlı yaa. öhm.

kısaca kurallar şöyle: müzik listeni karışığa alıyorsun ve her sorunun karşısına o an çalan şarkıyı yazıyorsun ve bolca eğleniyorsun! Hadi bakalımm..

If someone says 'are you okay' you say
Justin Timberlake - That Girl

How would you describe yourself?
Flume, Chet  Faker - Drop the game

What do you like in a guy / girl?
Frozen Sountrack - for the first time in forever

How do you feel today?
Sam Smith - I'm not the only one

What is your life's purpose?
Bastille - Oblivion

What's your motto?
Lorde - Royals

What do your friends think of you?
Imany - Shape of a broken heart

What do your parents think of you?
John Newman - Love me again

What do you think about very often?
John Legend - Save the night

What is 2+2 ?
Phillip Phillis - home

What do you think of your best friend?
Ed Sheeran - Lego House

What do you want to be when you grow up?
Plain White T's - Last Breathe

What is your life story?
Gavin DeGraw - Soldier

What do you think when you see the person you like?
Ben Rector - Moving Backwards

What will you dance to at your wedding?
James Arthur - Is this love?

What will they play at your funeral?
Jason Mraz - Coyotes

What is your hobby / interest?
Bruno mars - Moonshine

What is your biggest fear?
Fun. - out on the town 

What is your biggest secret?
Jens Lekman - Erica America

What do you want right now?
Robin Thicke - Blurred Lines

What do you think of your friends?
James Blunt - Bonfire heart

What will you post this as?
Imagine Dragons - It's Tıme

ahahaha inanmayacaksınız ama bazıları benim içinkesinlikle anlam ifade ediyor!
Mesela ''Bir erkekde ne ararsın?'''ın karşısına Frozen filminden For the firs time in forever geldi ya? Hıh! İşte bir erkekde bu şarkının hangi filmde olduğunu bilmesini ararım. hı hımm Disney filmleriyle ilgilenen bir erkek.. işte bunları aradığım için hala yalnızım....

veya ''hayat motto'n ne?'' sorusuna Lorde'nin Royals şarkısı gelmiş ya. Şarkının bir kısmında ''life is great without a care'' hayat aldırış etmediğimiz zaman daha güzel diyor ya. Belki hayat mottom olabilir. Her şeye fazla anlam yüklemeden sadece yaşamak gerçekten daha güzel olabilir.

asıl bomba geliyor!! ''Arkadaşlarım senin hakkımda ne düşünüyor?'' sorusuna denk gelen  Imany - Shape of a broken heart geldi yaa! Kırılmış bir kalbin şekli... Ne biliyim gerçek aşk geçmişimi düşününce benim hakkımda böyle düşünen birkaç kişi bulabilirim sanırım.

''Hayat hikayen ne?'' sorusuna Gavin DeGraw - Soldier geldi ya.. İşte orada koptum ben. Çünkü benim hayatımda gerçekten anlamlandırdığım ve sözlerinin gerçek yaşanmış zorluklar üzerine böyle yazıldığını hissettiğim tek şarkı. Beni çok etkilemiştir ve güçlü olmayı düşününce aklıma gelen nasir şarkılardandır.. Çok severim.

Ayrıca klibi de harika. Hadi siz onu dinleyin ben de tekrar izleyeyim bakayım. bu şarkıların çoğunu o kadar çok özlemişim ki. Çok sağ ol cessie!