25 Şubat 2014 Salı

Radyomsu bir şey // Bölüm2 // Utanç Atakları

Merhabaaaaa!
Sizi şaşırttım değil mi? Doğru söyleyin sizi şaşırttım. Ben bile kendimden böyle bir performans beklemiyordum. Daha doğru düzgün blogla ilgilenemiyorken gittim radyonun ikincisini yaptım. Saat tuttum 1 saat 50 dakikada bitirmiştim konuşmayı, editlemeyi ve yüklemeyi.

Bu sefer editleme biraz daha profesyonel işi. (özel efektlerle falan..)
Arka plan müziğim sözsüz (böylesi daha kafa rahatlatıcı sanki)

Bana ''sen sınava hazırlanmıyor musun bakalım!?'' demeyin 2 saatimi bile almadı çünkü. Bir de yarım saat değil de 15 dakika konuştum bu sefer. Dedim insanlar yarım saatini ayırmak zorunda mı senin anlamsız konuşmalarına.

Artık radyolarım sadece bir konu üzerinde ve kısa olacak. Bu bölümün konusu Utanç Atakları.. Daha fazla açıklama yapmadan sizi aşağıya bekliyorum.

Umarım beğenirsiniz (^.^)

*Bu arada dinleyemeyenler için DNS ayarlarını değiştirmelerini öneriyorum. Bilmeyenler için ilgili siteyi koyayım şöyle şuraya. Video da mevcut sitede. Dns ayarlarınızı değiştirdiğiniz zaman site açılıyor.

*Eğer ''Bu radyonun ilkini ne zaman yaptııınn!!'' diyorsanız. Sizi de şöyle alabilirim.

*Dokuzuncu dakika ile 10. dakika arası benim favorim!

Sizin favoriniz neresi?





15 Şubat 2014 Cumartesi

hep yaşıM 19!

merhabalaaaar!
Aslında hep değil bugünden yani 15 Şubattan itibaren bir sene boyunca  19 yaşındayım artık. Bugün doğum günümü kutlamak için kim aradıysa teyze, kuzen, amca, hala.. hepsi ama hepsi meğer beni 18 olmuş sanıyormuş. Sürekli 19 diye düzeltmek zorunda kaldım. Aaah aah kimse yetişemiyorsa başlamışız yaşlanmaya. Eskiden tüm akrabalarım tam kaç olduğumu bilirdi. Belirsizlik yılları gelmiş meğer.

akşam 12nin ilk dakikalarında ilk mesajımı vişne çürüğüm attı! Harika biri o ya! sadece mesaj beni doğum günümün ilk anlarında havalara uçururken bir de mesajında hediyeden bahsetmesin mi!Öyle mutlu oldum ki. Bir hafta boyunca posta yolu gözlemeler başlasın!

Sonra en yakın arkadaşım geleneğimiz olduğu üzere yarın kahvaltı mekanımıza omlet yemeğe gidiyor muyuz dedi çok güzel bir mesajın sonuna. Böylece son anda doğum günümde evde oturmaktan kurtulmuştum.
Sabah kahvaltımızı yaptık ettik derken o vakte kadar sadece 3-4 kişi doğum günümü kutlamıştı ve en yakın diğer arkadaşlarımdan ses seda yoktu. Azcık bozulmuştum.

Akşam aile ile kesilen pastalar sırasında bir telefon yağmuruna tutuldum ki anlatamam. Meğer herkes akşamı beklemiş. Bu yazıyı yazarken bile iki kişiyle konuştum şimdiye kadar. Artık kimseye bozulmuyordum. Yani bir kişi hariç. Ona hala biraz kırgınım. Çok detaylı anlatmayacağım ama hayal kırıklığı da yaşadım bu doğum günümde. Hiç beklemediğim bir şey oldu. Her neyse..

Üzülerek söylüyorum ki bugün beni mutlu eden şey sadece sabahki kahvaltıydı. Hayatımın en yavan doğum günüydü. Arayan soran oldu olmasına hediyelerim oldu birbirinden şeker ama sürpriz yoktu. Benim için özel uğraşılmış hiçbir şey yoktu. Birkaç hayal kırıklığı, evde huzursuzluk, genel vakitsizlik derken... Ne bileyim ya. İlk defa bi doğum günümün akşamına deli gibi mutlu uyumayacağım. Bir burukluk var. Bu yaşıma kadar başkaları için uğraştığım şeylerin hepsinin 3de1i kadar bile uğraşmadı kimse benim için bu sene. Neden böyle oldu. Neler oluyor yahu!

Geçen hafta şubat ayının 8i falandı sanırım, arkadaşlarım üniversitelerine gitmeden önce son bir kez buluşalım diyerek beni bir cafeye çağırıp, hiçbir şey fark ettirmeden bana sürpriz bir doğum günü yaptıkları günü doğum günüm kabul edeceğim. Çünkü o gün en güzel günler de ilk 10'a bile girerdi. Evet evet 8 şubat benim doğum günümdü ve çok harika bir doğum günü geçirdin Summer. Yatmadan önce bunu tekrar et 100 kere. Belki inanarak uyursun.

Son olarak yaşımla ilgili şarkıları paylaşmak benim Mia'dan özendiğim bir şeydi. İçinde yeni yaşının geçtiği şarkıyı bulup paylaşırdı blogunda. 18'e kadar bu benim için imkansızdı çünkü yoktu öyle bir şarkı ama Hep Yaşın 19'u paylaşmak benim için bir ''Dream come true!'' anı.

bakalım yeni yaşım bana ne getirecek. Belki büyük aşklar nefretle başları kendime uyarlarsam çok iyi başlamayan 19 benim en iyi yaşım olur. Kim bilir..

**

6 Şubat 2014 Perşembe

Fotoğraflı Günlük vol*2

Günlük demeye utanıyorum çünkü bu çok güzel günün üstünden haftalar hatta aylar bile geçmiş olabilir. Kesin emin değilim ama ben bunu yılın ilk karı yağdığı gün olarak hatırlıyorum. Kuzenimin geçen sene söylediği bir şey vardı yılın ilk karı yağdığında dışarı çıkıp mutlaka donar, sonbaharın ilk yağmuru yağdığında dışarı çıkıp ıslanırmış. Kendisine uğur getireceğine inanıyordu. O yüzden bu gün dışarıda en yakın arkadaşımla olmak benim çok hoşuma gitmişti.

Yani kısaca en yakın arkadaşlarımdan biriyle alış veriş merkezine gitmiştik. Fotoğraflardan erkek olduğunu görüyorsunuz elbet, beraber vakit geçirmek için alış veriş merkezine gitmek garip gelebilir ama bir amacımız vardı! Arkadaşımın ilişkisi bir yıl olacaktı ve sevgilisine hediye bakmasına yardım edecektim. Dışarıdan sıkıcı geliyor olabilir ama ben çoook güzel bir gün geçirdim! Tabi arkadaşım kıyafet bakma fikrindeyken benim ona önerdiğim daha özel bir hediyeyi yapmaya karar verince biraz fazla dolaşmamız gerekti. 

fikir ne miydi? Güzel bir kutu alıp içini özel şeylerle doldurmaktı.  Birbirinin aynısı iki yastık kılıfı alıp birini kutuya koymak, ev terliği, kahve kupası, minik tokalar, sevimli bir bozuk para cüzdanı gibi değişik şeylerle kutuyu doldurmak gibi fikirleri ben  ortaya attıkça o bayıldı. Ben fikir verdim hediyeleri mağazalarda o seçti.

Dolaştık dolaştık neler alabileceğimizi önce kararlaştırdık sonra telefonumuzdaki taslaklara not ettik ve yemek yemek için durduk. Amaaan 40 yılın başı geliyoruz zaten buraya döner yiyelim demek günün favori anlarımdan biriydi..
**

sonra taslaklara kaydedilmiş fikirlerin bir kaçını eleyip, bir kaçını yine mağazalara tek tek girip çıkıp aldık. Yemek deposu fullendiği için yorgun değildik!
**

alış verişimiz devam ederken ben çikolata fikrini ileri sürdüm kutu için. Ama o almadı onun yerine ben aldım! hehe! (günün ikinci favori anı.. ) Çok güzelleeeeğğğrr!

**

sonra dışarı çıkıp otobüs vakti gelene kadar fotoğraf çektik! Tabi fotoğrafların bazılarında bizlerde vardık. Ama dışarısı böyleydi. Hiç yılın ilk karı gibi değil değil mi? Alış veriş merkezi dağın tepesinde olduğu için....
**

işte gedik günün üçüncü favori kısmına!!
Siz tüm gününüzü koskoca alış veriş mağazasını iki kere talan etmek için uğraşır, kendinize hiçbir şey almadan günü bit- ops! pardon kendim için de bir iki parça bir şey almıştım. Şimdi hatırladım ehe. Her neyse tüm bu yorgunluklar üstüne otobüsteyken çarşıya inip eksikleri alma fikrimizden vazgeçtik çünkü yorgunluktan ölüyorduk. Evlere dönelim dedik.. Otobüsten inince arkadaşım günün sonunda ortaya çıkan şeyden memnun olmuş olacak ki bir güzel sarıldı. Teşekkür etti derken  ben daha mutlu oldum tabi ki! Ama sonra yürürken benim canım bir kahve istedi! Bir kahve istedi! Soğuk havadan, yorgunluktan olacak herhalde.. Keşke bi kahve içseydik inmeden dedim. O da, canım benim yaa, hiç ikiletmedi ''Sen benim için bugün bu kadar uğraştın, bir kahve içmeden de gitmeyiz eve! Hadi McDonald's a gidelim bari'' dedi. Ev yolunda değildi ama ev yolundan da çok uzakta değildi McDonald's. Ben bir mutlu oldum bir mutlu oldum! 

Olayları oluş sırasıyla anlatmam gerekmese günün favori kısmı olarak bu anı birinci seçerdim!