5 Aralık 2014 Cuma

Aralık'a Mektuplar // 5

Sevgili Aralık,

Selam!

Belkide bu selam girişiyle biraz daha canlı olmasını istedim bilmiyorum.
Sanırım sana yazdığım bu satırların biraz daha.. belki şiirsel, belki ciddi olmasını istedim ve bu yüzden tüm bunların arasındaki o ince çizgiyi kaybettim. Dört gündür her cümlem karamsarlık dolu gibi. Hani ben gibi değil.
Gün içinde böyle değilim ama. Güzel şeyler de oluyor. Mesela bugün öğleden sonram tamamen boştu ve en sevdiğim atıştırmalıklarımla harika bir film izleyebildim. Gerçekten güzel filmdi bu arada, bir ara yazarım. Mesela dün, atölyenin yeni katılanlara verdiği kurslardan biri vardı ve ben orada olduğum için gerçekten çok mutlu oldum. Anlatılanlar karşısında sıkılmadığım için, yaratıcılığın gerçekten ilerideki mesleğim olacağını anladığım için çok mutluydum.

Ama gün bitiyor akşam oluyor ve neredeyse ertesi gün yaklaşmışken ben yatmadan önce o uykusuzluk, o yorgunlukla bunları yazıyorum. Belkide gerçekten gün içinde yazmalıyım. Sadece kendi kendime kaldığım zamanlarda biraz böyle... Böyle oluyorum.

Belkide neşelenmek için tüm o youtube ünlülerinin yılbaşı temalı videolarına dalabilirim bundan sonra yazarken. Her zaman iyi geliyor onların yılbaşı neşesi. Bizde olmayan bir duyguyu nasıl hissettiriyorlar, garip değil mi? Mesela advent calendar dedikleri ve yirmi beş gün boyunca her gün bir kutu açtıkları şeyler, çocuklarına bitmeden almak istedikleri oyuncakların telaşı, daha aralığın ilk günü gittikleri ağaç alış verişleri, özenle hazırlanmış hediyeler.

Daha çok hediyeleşme bahanesi yaratacak tatile ihtiyacımız var ülke olarak bence.

Neden bu kadar hediye verme manyağıyım bilmiyorum. Yılbaşı için eve döndüğümde arkadaşlarıma yapmak istediğim şeyleri düşünmeye başladım bile. Geçen sene çok uğraşmıştım, çok güzel olmuştu hepsi. Daha orjinal ne yapacağım bilmiyorum. Annemin ve kardeşimin hediyesi tamam. Bir babam kaldı.

Hafta sonu için iki haftadır teyzeme sana geleceğim bir şey çıkmazsa diyorum ve iki haftadır atölye çalışma koyuyor. Ayıp oluyor. Bir de kuzenimin doğum günü pazar günü. Güzel olacaktı bugünden ona gitseydim. Ama hala buluşma saatinden haber yok! Belki iptal olur da sabah ilk otobüsle sürpriz yaparım. Ne güzel olur.

Hey!
Annem aradı. Baban seni özlemiş o gelemiyorsa ben giderim pazar günü onu görmeye, demiş. Yerim ya. Ne yalan söyleyeyim günler o kadar koşturmalı ki ne zamandır eve dönmüyorum oturup düşününce bile sayamıyorum. Muhtemelen gelemeyecekler ama duymak güzel. Hüzünlü ama güzel. Eğer böyle bir  tanım varsa..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder