3 Aralık 2014 Çarşamba

Aralık'a Mektuplar // 3

Sevgili Aralık,

İki gündür o kadar yükleniyorum ki sana beni yoruyorsun diye, bugün bana söyleyecek söz bırakmadın. Teşekkür ederim.

Sen geldin, kış gelmiş oldu ama hala kalın montlarımı giyemiyorum. Giymiyorum desem daha doğru olur. Sanki içimde bir yerlerde hala tüm yaz tatilini evde geçirmiş, üniversite ile ilgili her şeyi merak eden, her şeyden korkan hallerimdeyim. Kışın geldiğini kabullenmek hayatımda bir evrenin daha bittiğinin göstergesi gibi geliyor. Tekrar korkuyorum.


Amma korkak oldum bende şu sıra.

Beni yıllardır tanıyan biriyle gerçek sohbetlerden yapmaya ihtiyacım var. Hani şu hala birbirini tanımaya çalışan insanların kısa kısa muhabbetlerinden değil.
Merve'yi özledim mesela. Her şeyi hala telefonla da olsa anlattığım tek arkadaşımı. Yüz yüze konuşmayı özledim.
Aygün'i özledim. Yüzümün girdiği o milisaniyelik anı yakalayıp, ne düşündüğümü bilen Aygün'ü.
Canan'ı, Mert'i, Büşra'yı özledim. O salt samimiyetlerini.
Neyse 2 şubat'a az kaldı. O klasik One Tree Hill sahnesi gibi yıllar öncesinden karar verilmiş buluşmaya tek giden ben olmaktan korkuyorum ama..
Yeter bu kadar korkaklık.

Yaz tatilinde, sınav telaşında sekteye uğrayan okuma düzenimi yeniden oturtmaya çalışıyorum bu arada. Senin soğuk günlerinde yapılacak en iyi şey olması ilham verdi yeniden. Bir solukta kitap bitirmenin hazzını unutmuşum.
Elimdeki kitap çok güzel.

Kusura bakma bugün oradan buradan, kısa kısa satırlar oldu.

Sana yazmayı uyku öncesine bırakmamam lazım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder