1 Aralık 2014 Pazartesi

Aralık'a Mektuplar // 1

Sevgili Aralık,

Eğer ilk günün Pazartesi'ye denk gelmeseydi yüzümde büyük bir gülümseme ile yazıyor olacaktım sana ama olmadı. Yılın son ayı, haftanın ilk günü.. İlker, sonlar, başlangıçlar, bitişler.. Her şey senin içinde sanki. Biliyorum bozuldu biraz mevsimler. Anlamını yitiriyor kelimeler. Ama sen her zaman anlamını koruyacaksın.  Bitişin hüznü de var içinde, yeninin sevinci de. Kar da var, karın içinde arada bir yüzünü gösterince kıymeti daha çok bilinen güneş de..


İşte buradasın.
İşte buradayım.
Sanki daha dün gibi tüm üniversite heyecanım başlaması. Ama kocaman bir üç ay geçti. Kocaman bir mevsim geçti ben yollardayken, alışmaya çalışırken tüm her şeye. Şimdi senin bitmenle de bir yıl geçmiş olacak.

Hala her şey taze hayatımda. Yeni bir insan tanımadığım veya yeni bir yer görmediğim yada daha önce bilmediğim bir şey öğrenmediğim bir günüm geçmiyor neredeyse. Okulda adım atmadığım odalar, atölyede tanışmayı dört gözle beklediğim insanlar ve kuliste tadına bakmadığım yiyecekler var daha.

İnsan hayatında sürekli yeni şeyler olmasına alışabilir mi? Yenilik ile alışmak çok mu ters kavramlar? Ben alıştım. Tekrara düştüğüm günler neşem uzaklaşıyor artık. Monotonluk kelimesinin anlamını bile unutmak istiyorum.

Az önce televizyonda rast geldiğim bir filmde, olmadık bir yerde ağladım. Ağlamak neden ihtiyaç duyulan bir şey? Bunu soruyorum çünkü ihtiyacım varmış gibi geldi. Sanki birazdan yattığımda bir nefes daha kolay uykuya dalacakmışım gibi.
Zaten uykum yok ama zihnim soğumalı biraz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder