26 Ağustos 2012 Pazar

bu da bitti işte..

huzurlarınızda kocaman çalışma masam! 
Merhabalaaaaar!
Artık satır başı yapabiliyorum gördüğünüz gibi. ehe neyse konumuza gelecek olursak ben çok mutluyum!

Dedim ya bugun dershane sınavım vardı ve bende gırdım geldım. Sınav bitiminde 3 koca poşet kitap verdiler tasıyamadım eve kadar hemen bizim dükkana koştum. Babamlar araba ile getirsin dedim ehe. Ayrıca bir de akşam 8 ile 10 arası da sonuçlar açıklanır dediler.

Salı gunu dershanem baslıyor artık sadece pazartesileri boşum. Sabah 9, akşam 6 dershanedeyim artık. Heeey! Ben size neden mutlu olduğumu söylemedim! dershande birinci sınıftayım!

Tam 4tane tm sınıfı var ve ben birdeyim. Saat 8den beri dershane sitesinde nöbet tutuyordum ve az önce öğrendim. Neyseki mutluluğum burada bitmiyor! Bizim eve çok yakın oturan, hem çok çalışkan hem de orta okulda 3 sene aynı sınıfta okuduğum bir kız arkadaşımla aynı sınıftayım. Ahh ne iyi kız! Dershanelere beraber gidip geleceğiz, o bana ders çalıştıracak hatta beni kötü arkadaş ortamlarından uzaklaştırıp amacımın ne olduğunu hatırlatıp beni teşvik edecek biri. Dört ayak üstüne düştüm vallahi! neyse bu da bitti hayırlısıyla ehe

Son olarak bugün babama söylediğim bir şey beni çok şaşırttı desem yeri..

Ben öyle düğünmüş, sünnetmiş gezmeyi pek sevmem. Annem ise bugün sırf bir sünnet düğünü için başka bir şehre gitti. Daha doğrusu gitmiş sabah 8de. Ben öğlene doğru kalktığımda yoktu. Babam ise annemin bu işlerini hiç sevmez tamamen masraf olarak görür. Sabah söylenirken birden şunlar çıktı ağzımdan
aman babaaa! Yeter ya gitmiş işte. Hem gezer de teyzemlerle.. Ayrıca sen düğünlere gitmesen , ben gitmesem ne olcak? Benim düğünüme gelmezler sonraa

İnanın bunları söyleyecek son insan bendim. Normalde babamla birlikte söylenir ne gerek var derdim...
Bana ne oldu bilmiyorum. Büyüdükçe gerçekten böyle şeyler için endişelenmeye mi başlayacağım!

* şarkı olarak da Beirut - Elephant Gun'ı dinleyebilirsiniz efenim ehe henüz telefonda link veremiyorum. olmayacak da gibi sanki

25 Ağustos 2012 Cumartesi

ne de olsa anne işte ya

annem bugun beni çok mutlu etti! resimde gördüğünüz kahvaltı sofrasının ana etkeni o minik poğaçalar var ya hıh biz daha doğrusu ben onlara aşığım. böyle her öğün de onları yiyebilirim. ama bulamıyorduk buralarda onlardan. eskiden istanbul'da otururken her hafta alırdı annem, ama burada bulamadık. Geçen gün annem bir pastanede kurabiye alırken bunların içi malzemeli olanlarından görmüş ve ayrıyeten malzemesiz sadece poğaça siparişi vermiş. aç bakalım senin istediklerin bunlarmıydı diye eve geldi. tam bir kilo! allaaahh diyerek o aşkam bir yemeye başladıysak kardeşimle ertesi sabah kahvaltıya kalmayacaktı neredeyse ehehe ama kaldı bende bu muhteşem masayı kurdum ama sonra aşk-ı memnu başladı tepsiye taşıdım hepsini salonda yedim. aslında demek istediğim şuydu ki annemi çok seviyorum. girdiğimiz her marketin pasta bölümünde gözüm hep bunlardan arardı bulamayınca yine yok derdim. canımın ne kadar çok istediğini hep söylerdim. ayy unutmamış özel sipariş vermiş bir de! Yerim ya! Hem annemi hem poğaçaları ehe

23 Ağustos 2012 Perşembe

herşeyin bir ilki var


Bu da benim ilk mobil postum ehe.    Tahmin ettiğiniz üzere yeni telefonumu aldım. e tabi yeni alınan herşey gibi bende cılkını çıkartmak ile meşgulum. iki saatte bir şarj etmek mi dersiniz, sürekli boş boş fotoğraflar çekmek mi dersiniz, temalarla hafızasını doldurmak ve oyunlar indirmek ile uğraşıyorum.  ve hala klavyede paragraf başı yapamıyorum! Bu yüzden sıkılmamanız için kısa keseceğim.  bayram benim için çok güzeldi bunları ayrı ve daha rahat bir şekilde anlatacağım. bu sabah dershanemden aradılar pazar günü sınıf belirleme sınavı var mutlaka gel dediler elbet gideceğim ama beni fena bir telaş sardı. çalışmamın yeterli olmadığını düşünüyorum. zaten 2 veya 3 eşit ağırlık sınıfı var ama benim kesinlikle birde olmam lazım! stresliyim ama stresimi yatarak atıyorum, hiç bir iki test çözeyim gıbı bır dusuncem yok resmen.  son üç gün çözdügün testden ne hayır gelır dıyorum. iç rahatlatıcı birkaç cümleye her zamankinden çok ihtiyacım var. hem de çoook :(  neyse efendlm ben +vin internet kotası dolduığu içlin aslında biraz burada  uğraşmak zorunda kaldım ve sanırım söyleyeceklerim bu kadar. link yazamıyorum ama siz Cat Stevens'dan father and son'ı dinleyin ve kendinize çok iyi bakın. bu arada, şu sıra tek dileğim sizler gibi seneye buraya kazandığım üniversiteyi yazmak! fotoğraf ise kuzenlerimle neşeli bir bayram günü geçirmemizin hatırası. ahh ne eğlendik o gün!

15 Ağustos 2012 Çarşamba

durumlar sıkkın, karışık, kötü..


heeeey anlık yazı yazamadım ne zamandır! mimlerdi, dizi film kitaptı, bumerangın önerdiği postlardı derken kendimi anlatamadım. Ya da şu an biriyle konuşmaya ihtiyacım var..

her neyse.. ramazan bitmek üzereyken ailemin sürekli ''ramazandan sonra yaparız''  dediği deniz tatili yapmak için gün sayıyordum ama yaz boyunca işlerin istedikleri gitmediğini söylediler. Bize fark ettirmeden kriz yaşamışlar ama düzeliyormuş şimdi her şey. Babamda yeni yeni düzelirken öyle uzak yerlere uzun tatiller yapmasak dedi. Yine ben iki kere gidelim desem gider çünkü sınav stresim yeni yeni başlarken güzel bir tatilin bana iyi geleceğini ve ihtiyacım olduğunu biliyor. Babamı çok seviyorum. Tamamen beni düşünüyor ama durumlarda ortada... Ama ben de gidelim diyemiyorum. Mesela Antalya'da bayram boyunca boş bir ev var, gidebiliriz ama gidelim diyemiyorum..

öyle işte bir yada iki günlük kısa tatil yapacağız gibi görünüyor. Balıkesir'e sanırım. Bilemiyorum. Sahilde geçmiş 2 gün bana tatil için yeter. Bakın üç değil, bir hafta değil iki gün.. Umarım gidebiliriz.. Bir diğer derdim de dershaneye bembeyaz gitmek istemiyorum. Facebookdan bile alıyorum haberleri herkes deli gibi tatillere gitti, kamplara gitti arkadaşlarıyla. Bu kadar beyaz kalmak, bir kere bile yüzmeden yazı bitirmek istemiyorum.
Çünkü yaz bayramdan sonra benim için bitiyor. 
Çünkü hemen dershanem başlıyor.
Çünkü ben bu sene sınava gireceğim..

Israr da edemiyorum. Dershane ve test kitapları masraflarım zaten kocaman bir köşede duruyor, telefonun kırıldı şimdilik eski bir şey ile idare ediyorum ama onu da alacaklar önümüzdeki haftalarda ki az buz bir şey değil telefon sonuçta..
Kardeşim desen elektronik gitar istiyor, ud kursuna gitmek istiyor, mümkün değil ama londra'ya gitmek istiyor, fotoğraf makinesi istiyor, playstation istiyor... tabi bunlardan sadece birini alacak ama karar veremedi daha velet..

annemler hep böyle sıkıntılar yaşarlardı ama tatile her yaz giderdik. bu sefer geleceği de düşünerek gitmiyorlar sanırım.
Of çok sıkıldım. o kadar sıkıldım ki neredeyse boşverin herşeyi! bırakın! oturun oturduğunuz yerde! diyeceğim ve pişman olacağım.

annem sıkıntımı anladı ve beni alış-verişe götürdü bu akşam. Neye elimi götürdüysem etiketine bakma beğendiysen söyle dedi bir de yerim. Annemde böyle iyi davrandığına göre Antalya işi yatıyor..

O zaman ne yapıyoruuuzzz!
İşin iyi tarafından bakıyoruz! Ve bayramda tatile gitmiyor isek Ankara'ya aylar önce doğmuş kuzenimizin çocuğunu ziyerete gidiyoruz ve bebek seviyoruuuzzz! 40 yılın başı bir araya gelmiş akrabaların tadını çıkarıyoruzzz!

bu da neşe yerine getiren şarkımız olsun!

10 Ağustos 2012 Cuma

bir dizi, bir kitap, bir şarkı, bir film

Dikkat! Spoiler olabilir. Olmayabilir de ben pek anlamıyorum o işlerden ehe

Fringe!  4. sezonu ile
Hemen onunla başlıyorum çünkü Fringe'in 4. sezonunu izlemek için okulun tatil olmasını bile beklemedim salak gibi sınavlarım bile bitmemiş iken izledim ve pişman değilim!
Hele 5. sezonda ne olacağını anlattıkları bölüm yok mu! Beni benden aldı... anlaşılan 5. sezonda ''figh for the future'' olayı işlenecek ve gelecek için savaşacaklar! Peter'ın kızı ile görüşmesi! aman Allahım ne güzel bölümdü! ama 4. sezona gelirsek başlarda Peter'ın hala kendi evreninde olmadığını düşündüğüm ilk bölümler ''hadi artık kendi evrenine gitsin de Olivia ile aşkları devam etsin. Tam kavuştular derken neden  Peter evrenden silindi ki!'' tadında devam etti sonra zaten doğru  evrende olduğunu öğrenince daha güzel akmaya başladı sezon... Ah aşk hikayeleri vazgeçilmezim.
Son olarak September'a nasıl bir sempati besliyorum anlatamam. 5. sezon bölümünden anladığım kadarıyla bu sefer gerçekten ölecek ama hiç istemem öyle bir şeyi inanın.



Tanrı Daima Tebdil-i kıyafet Gezer!
şöyle ki bu kitabı daha bitirmedim ama bana çok şey katıyor bu yüzden sindire sindire okumak istiyorum. Yarısında sayılırım ve heyecan verici bir roman değil sakin, olayı merak ettiren ve kendine rehber edineceğin davranışlar içeren bir kitap.
Bir kişisel gelişim kitabını roman tarzında düşünün.
Nasıl şeyler mi var? Şimdi bir kere benim gibi çekingen, silik insanlara yardım edebilir. Öyle diyeyim.
Kitabın kahramanı eyfel kulesinden atlayacak iken biri gelir ve hayatını düzeltebileceğini ama o ne söylerse harfi harfine yapması gerektiğini söyler. Ve kahraman da kabul eder. Adamın söylediklerini yaptıkça hayatında fark edilmeye başlar..
böyle işte. Çok merak ederek aldım ve hakkını veriyor ne diyeyim..






Şarkımız Güntaç Özdemir ve Benimle Yan
şöyle ki sanki Güntaç'ı bir yerlerden bir diziden filmden hatırlayacağım ama beceremiyorum. En son Okan Bayülgen de dinledim ve çok sevdim. Albümünü almayı planlayacak kadar hemde. Tarzı hoşuma gitti.
Benimle yan en meşhuru sanırım. Klibin 16. saniyesinde ortaya çıkmış La Sardine fotoğraf makinesi ise hayallerimi süslüyor. Güntaç Özdemir de Lomo hayranıymış. Bak daha çok sevdim şimdi onu ehe




Filmimiz ise Neşeli Ayaklar 2! 
Ben hayatımda böyle tatlı sesler, yüzler görmedim. O kadar şekerler ki size anlatamam...
e anlatamam işte! o yüzden filmi izlemeniz gerekiyor! eheh
inanın pişman olmazsınız ben il filmi izlememiştim o yüzden pişmanım. en yakın zamanda ilk filmi de izleyeceğim

7 Ağustos 2012 Salı

mim vol. 3 ve 4



Öncelikle memento mori ve Erdi beni mimlemiş ve ne güzel yapmış! Çok sevindim :)

Çaresi bulunmayan bir hastalığa yakalandınız ve bunun sonucunda yaklaşık 1 yıllık ömrünüzün kaldığını öğrendiniz. Kalan 1 yılınızda ne yapardınız ?

şimdi bu soruya ne cevap versem gerçekte yapacağım bir şey olamaz. O an ki psikolojiyi tahmin etmek imkansız elbet. Kesin dramlar ile dolu bir yıl geçirirdim. Ama şu an drama gerek yok. 
önce ailemin üniversite için bana ayırdıkları tüm fonu ele geçirir, para yüzünden alamadığım her şeyi alır hevesim kaçıncaya kadar kullanırdım. Sonra herkesle vedalaşırdım. Günlüklerimi yakardım ve hatıra kutumu.. ne yapardım bilmiyorum. Onlar benden başkası için önemsiz belki gömerdim onları. İngiltere'ye kısa bir süreliğine gider. En son olarak bir karavan ile İstanbul'dan Antalya'ya doğru aylar süren bir yolculuk yapardım. Sanırım Antalya'da da ölürdüm. 

Fobileriniz , takıntılarınız var mı ? Varsa neler ? 

böcekler özellikle örümcekler. Nefret, kin, korku.. Onlara karşı tüm kötü duyguları hissediyorum. Birde kuklalardan korkuyorum. Tahta kocaman ağzı ve gözleri olan kuklalardan. Hıh! Yükseklik var bir de. Hiç dayanamam. Başım döner..
Takıntı ise her şeyi saklama, her özel andan bir anı oluşturma çabası olabilir sanırım. 
Ve güzel bir günü asla güzel bir fotoğraf olmadan bitirmem. Bazen o fotoğraf için eğlenceyi bile kaçırırım ama o fotoğraf olmalı! eheh 

Bir sabah kalktınız ve dünyada hiç bir insan olmadığını öğrendiniz, ne yapardınız ? 

sanırım will smith'in Ben Efsaneyim filmini tekrar izler öyle alışmaya çalışırdım. Tabi benim başa çıkacağım evrimleşmiş insanlar olmadığı için her şey daha kolay olurdu.
ımm dünyada yeni hiçbir şey üretilmeyecek o zaman. O yüzden ben de bulabildiğim en büyük eve girer, yemek için bir bahçe sera oluşturur, süpermarketi mutfağa taşır, en büyük odasını kütüphaneye çevirir bulabildiğim herşeyi dizer ve hayatım boyunca onları okurdum, evin bir odası sinema salonu olacak elbet oraya da tüm filmleri doldururdum.. Böyle günümü, gün ederdim işte hiç gezmez tüm hayatımı o evde geçirirdim. 
Ayyy ne güzel olurdu! bu bir ceza değilde hayal gibi adeta!

İtiraf edin prens/prenses e dönüşür diye kaç kurbağa öptünüz ?
hiç öpmedim.

En son yaşadığınız küçük düşürücü , unutamadığınız olay ?

Bir de burada anlatıp olayı daha unutulmaz yapmak istemiyorum. Küçük düşürücü olaylar benim kabusum gibidir. Asla unutamadığım bir kabus..

Asla yanınızdan ayırmadığınız 3 şey ?

Sanırım telefon bir numara ama asla yanımdan ayırmadığım şeyler.... ımmm... gözlüğüm! evet ne zaman sinemaya gideceğimiz belli olmuyor, gözlüksüz göremiyorum. Veee.. her zaman yanımda fazladan bir lastik toka oluyor. Saçlarımı açmayı seviyorum ama sıcak basmalarına, bunalmalara karşı anında toplayabilmem lazım.

Hayatınızın bir kitap/ film olmasını isteseydiniz hangi kitap/film olmasını isterdiniz ? 

aa bak bilemedim şimdi.. Doctor Who'nun yanındaki Amy Pond olmak isterdim. zamanda yolculuk, Herşeyin başlangıcı ve sonu. ayyy evet evet! kesinlikle Doctor Who! 





En yakın arkadaşınızın bir uzaylı olduğunu ve sizi ilk denek olarak kendi gezegenine götüreceğini öğrendiniz, ne yapardınız ?

heyecanlanırdım. Uzay sonuçta. Yakın arkadaş olduğumuz için orada canımı yakmayacaklarını umarak giderdim ne yapayım. -tabi ''gerçekten'' yakın arkadaş isek-


İsviçreli bilim adamları görünmezlik hapını buldu ve siz bu hapı kullanan ilk kişisiniz. Hapı kullandıktan sonra yapıcağınız ilk şey nedir?

ahahha neler yapmazdım ki.. Arkadaşlarımın hepsinin benim hakkımda gerçekten ne düşündüğünü öğrenir, asla yaklaşamayacağım ünlülerin evlerinde gezinir, girilmesi yasak neresi varsa oraya girerdim.  Ah bir de uçma gücüm olsaydı. ehe 


veee Spot ışığını arayan kız 'dan gelen mimde sıra bu da çok hoş :)

Mimin konusu: Kendimizi kötü hissettiğimizde neler yaparak mutlu oluruz?

Çok basit kendimi kötü hissettiğimde uyurum. Ve uyandığımda o ruh halinden çıkmış olmak için dua ederim. Bu durumda uyumadan önce bir bardak sıcak çikolatanın yardımı olur elbet.

**

Okuyan, okumayan, mimleyen, mimlemeyen herkes çok teşekkürler! Nasıl eğlendim bu soruları cevaplarken anlatamam! :) mim için geç kalmışım o yüzden herkes yapmış. İsim yazamıyorum ama isteyen üstüne alınabilir ehe
** 
gereksiz not:
böyle soruları cevaplarken hep ileride ünlü biri olacağımı ve benimle röportaj yapacaklarını hayal ediyorum. ne yapayım hayaller de olmasa yaşanmaz ki

3 Ağustos 2012 Cuma

şunu anladım ki Ted Evelyn Mosby benim ruh eşim



sanırım hayatımın erkeğini How I Met Your Mother'ın 7. sezonunu tamamen bir günde bitirmenin ardından buldum. O kişi de Ted Mosby. Evet yanlış okumadınız. Soyadını yanlış yazmış olabilir bilmiyorum ama bildiğim bir şey varsa o da kesinlikle ruh eşimi bulduğum.

Bir kere o da kader ile kafayı takmış. Tıpkı benim gibi işte! Sürekli hayatında gelişen olaylara çok fazla anlam yüklüyor ama sonunda tüm uğraşı, tüm çabası boşa gidiyor.. Bu sezonda son bölümlere doğru yıllar önce ayrıldığı kız arkadaşını görünce, ''aa bu kader işte! ikinci kez karşıma çıkmış olamazsın! Bu bir tesadüf olamaz! Seninle evlenmeliyim!'' diyor ama kız nişanlı çıkıyor.


Mesela Ted Mosby Star Wars'u izlememiş veya beğenmemiş biriyle asla çıkmazdı. Ben ise yabancı dizi kültürü olmayan veya filmleri sevmeyen ve how i met your mother'ın adını bile duymamış hiç izlememiş biri ile birlikte olamam.

Anlatabiliyor muyum derdimi? Tüm bunların nedenini?

Ben sevgilim ile favori süper kahramanımı yarıştırmalıyım. Hatta filmleri.. Ben eski Spiderman üçlüsüne hayranken o yeni seriye tutuklu kalsın. Ben 1978 yapımı Superman filmlerinden sıkılırken o onlara bayılsın. Ben en çok superman'i severken o Batman'i sevsin ve ben onunla ''gerçekten uçamadığı halde pelerin takan bir süper kahramanın nesini seviyorsun'' diye dalga geçeyim. Sonra o bana ''mavi tayt üzerine kırmızı çamaşır giymiş bir Superman'in nesini seviyorsun'' desin. 10 dakika küselim surat yapalım ve sonra barışalım istiyorum.

O Lord Of The Rings hayranı olsun ben Harry Potter.
O Queen hayranı olsun ben Beatles.
Onunla oturup tüm eski filmleri izleyelim. Gerekirse tekrar tekrar.
O neden yuvarlak John Lennon gözlüğünü bu kadar çok istediğimi anlayabilecek biri olmalı.
ben betales'a aşık iken onun demet akalım, serdar ortaç dinlemesi olmaz.
Ondan başka biriyle Batman'in son filmine gitmeyi düşünmemeliyim bile-ki hala gitmedim meraktan ölüyorum!-
onunla Özdemir Asaf mı, Cemal Süreya mı diye kavgalara tutuşmalı, Ona Aylak Adam kitabının beni ne kadar etkilediğini anlatabilmeliyim, Onunla cafede cam kenarında oturup dışarıda karşıdan karşıya geçen garip çantalı kadının sağa mı sola mı döneceği hakkında iddiaya girmeliyim ve kaybeden hesabı ödemeli...

ve böyle daha bir sürü şey..
Şu tanışmadığım sevgiliye not gibi oldu bu biraz ama amacım bu değildi. Hani çok güzel bir film izlersin de o duygusallıkta yaşarken bir şeyler karalamak istersin ya, hani favori kitabını üçüncü kez bitirdikten sonra bir iç çeker ve bu kitaba aşık olan adama aşık olacağım dersin ya..
Benim şu an yaşadığımda o..

En sevdiğim dizinin koca bir sezonunu odamdan çıkmadan izledim ve kalemimden bunlar döküldü.

Ben Ted Mosby gibi hayatımı ''O''nu arayarak geçirebilirim.
Ben sevdiğim şeylerden bahsederken bana boş boş bakmayacak, anlayacak, mümkünse benimle birlikte sevecek birini arıyorum.

İşte bu yüzden Ted Evelyn Mosby benim ruh eşim.