23 Temmuz 2012 Pazartesi

140 karakter tadında zırvalar

Size şu an kenarda köşede virgin fm'de çalan şarkıyı hediye ediyorum klip de pek hoş ehe



Ersin Karabulut'un Amatör çizmesini sevmiyorum değil çok seviyorum ama Sandık içi çizmesini özlemedim değil.


Karikatür dergisi macerama GIRGIR okuyarak, Deniz Kestane'ye hayran olarak başlamış biri olarak şu sıra gırgır alamamak bana onlara ihanet etmişim gibi hissettiriyor. Bir hafta uykusuz, bir hafta onu  alayımda olmuyor ki. Köşeleri takip edemiyorum aynı anda iki dergide fazla geliyor.


Fazıl Say videoları ile saatler geçirdiğim doğrudur. Bir ara piyanoyu bırakmayı düşündüm ama onun 4 yaşında başladığını öğrendim, vazgeçtim.


İki aydır Sinema dergilerini alıp bir köşeye atıyorum. Bir kolleksiyonum olması heyecanı okuma heyecanına yenik düştü. Üzülüyorum.. En kısa zamanda onları okumak istiyorum.


Sherlock Holmes-Akıl Oyunları Gölgesinde tüm hikayelerin toplamı ve çok güzel!


Uluslar Arası İlişkiler okumayı bir süredir aklıma yatırmıştım ama sonra editör olmanın ilginçliği geldi. Yine sinema, tv, derg, gazetecilik gibi hayallerimin işlerine dönebilirim. Allahım ben ne yapacağım!


Keşke 30 Olsam filmini üçüncü kez televizyonda denk gelerek izledim ve ben gerçekten Mark Ruffalo'ya aşığım arkadaş!


bazen, hayatımdaki bazı insanlarla bir gün oturup karşılıklı kahve içme hayali beni hayata bağlıyor


telefonumu sırf mesajlar yüzünden değiştirmeye korkuyorum. 2010 yılından mesaj kalır mı yahu


kenarda bekleyen film dvd'si kadar beni rahatsız eden bir şey daha yok. Ne yaparsam yapayım aklım hep onda.


keşke filmlerde olduğu gibi, depresyon ayrılık anlarımda izlediğim bir film olması gibi bir geleneği yaşayabilseydim.çok özendim bak.


ilişki başındaki utanıp sıkılma olayları favorim. Baksam mı, konuşsam mı, gitsem mi, görsem mi mi mi mi..

postcrossing için 4 farklı kırtasiye gezdim ama elde edilen kartpostal sayısı 6.. ve her seferinde tozlu raflardan kalkıyor ne kötü aslında..


açık havada oturuyorsan hele bir de ufak ufak esiyorsa 567847 bardak çay içebilme kapasitemi kontrol altında tutmam lazım..


Bana ilk karışık cd yapan erkekle evleneceğim. Filmlerde 8 yaşındaki velet yapıyor sizin eksiğiniz ne arkadaşım!

18 Temmuz 2012 Çarşamba

tanışmadığım sevgilime not



Merhaba sevgilim..
Kimsin nesin necisin bilmiyorum ama bir şeyler söylemem lazım. Senin için değil kendim için. Kendimi açıklığa kavuşturmak için.. Neyse otur sen bir çay koy ve oku...

Sen, senden önce ne olduğunu bilmek ister misin? Ben seninkini bilmek isterdim çünkü.. ama üzecekse söyleme.. adı üstünde benden önceydi. Bana gelince sadece mavigözlü biri vardı. Birkaç gece buluşması, bir konser, bir kaç filmden başka bir şey paylaşamadık. Zaman yetmedi.
ikinciye geçeceğimi sandın değil mi? Hayır ikinci olmadı. Evet geçmişimdeki rakibin güçlü her ne kadar paylaşamadık desem de ilk aşkımdı. Neyse işte. Öyle..

Şimdi bir kaç konuda anlaşmamız gerekiyor. Öncelikle bana yalan söylemeyeceğine söz ver. Sonra beni gününün her saniyesini elinde telefonla sevgilisine yetiştiren manyaklardan yapma.. Hayatı minik bir ekran yüzünden kaçırmama izin verme olur mu?

Fotoğraf çek. Yani fotoğraflarımızı.. her özel günden ufak hatıralar oluşturalım. Bir fotoğraf çekelim, kahvenin yanında gelen peçeteye garsondan kalem isteyerek sadece ikimiz için anlamlı birkaç kelime karalayalım, yemeğin fişinden gemi yapalım.. bilmiyorum işte. Eğer ki olur da bir gün yürümezse diye bana seni hatırlatacak şeyler ver. Böylece onlara bakarak yastığımda boğulacak gibi ağlayabileyim..

Kucağına al beni. bunu çok severim. Benden daha kısa olamayacağın için sorun olmaz hem boy hem kilo.. Kilo takan biri değilim, zaten kilolu da değilim ve boyumla barışığım gibi görünsem de değilim. Sadece 5 santim daha uzun olmak için neler yapabilirdim bilemezsin. bu yüzden boyumla dalga geçme.. Bana her zaman minyon tipli kızların sevimliliğinden bahset..

Bana özel lakaplar üret. İster sevgi sözcüğü olsun ister komik.. Ama sende herkesden farklı bir adım olsun ve bu aşkım sevgilim güzelim olmasın. Ve lütfen çok sık aşkım kelimesini kullanma. Sevgilim kelimesi ise tam tersi..

ayrılık vakti öpücüklerimiz hep uzun olsun. Başta uzun sonra süresi giderek kısalanlardan olsun. Ayrılmak istemediğimizi hatırlat bana..

aaa bak unutuyordum neredeyse. Bana bir kaç tişörtünü ver. Pijama yapayım onları. Evde onlarla dolaşayım.. Mümkünse kokun sinecek kadar uzun zamandır kullandığın bir şey olsun. Lütfen. Hatta al bu maddeyi en başa taşı.

bizim bir şarkımız olmasın. Eğer ki konserlere gideceksen mutlaka 3den fazla gidelim! Hatırlayamayacağım kadar fazla olsun. Şarkılar insanı mahvediyor doğru ama bir şarkıcı ise bizim için özel olan, zamanla onun tüm şarkılarından nefret etmek istemiyorum. Eğer ki gidersen müziğimi de parçalamış olma istiyorum. Çok mu şey istiyorum?

arada ben uyuduktan sonra özel mesajlar at bana. Su içmek için gecenin bir yarısı kalktığımda saate bakayım derken o mesajı göreyim. Ve şapşal bir gülümseme yerleşsin uykulu gözlerime.. hadi şimdi bunu al ve ikinci sıraya çıkar. hadi kuzum..

Devam edeyim mi yoksa daha senle tanışmamışken bunları yazan kızdan, daha da ileri gitmiş ve hiç tanışmadığı birine günün birinde ayrılırsak diye ültimatom vermiş bu kızdan korktun mu?

Korkma.. Ben sadece... Ben... Ben o kadar uzun zamandır yalnızım ki sadece seni yanımda hissetmek istedim. Bu yazıyı yazdığım 24 dakikadır da benden daha mutlusu yok.. Sadece bunları düşünerek bile..

Korkma.. daha sonra devam ederim. Şimdi yatmaya gidiyorum.. Günün birinde bunların gerçekleşeceği hakkında umutlarım hala yarım saatliğine daha tazeyken uykuya dalmayı deneyeceğim..
İyi geceler hiç tanışmadığım sevgilim.
İyi geceler..

16 Temmuz 2012 Pazartesi

şu sıra *4

Tek maddelik şu sıra yazıma hoşgeldiniz!

adet oldu şarkı başta veriliyor bu yazıda,
buyrun efenim

İşte şu sıra tek yaptığım şey yanda gördüğünüz resimden ibaret!
Evet aynen öyle. YGS çalışıyor, Çok özenerek aldığım Sherlock Holmes kitaplarımı okuyor ve piyano kursuna gidiyorum.
Benim bir şikayetim yok açıkçası. Sadece canım çok yazı yazmak istedi. Bende bir Şu Sıra patlattım gitti.
Öyle işte..

*hani ygs çalışıyor yazdım ya oraya, o çalışmaya çalışıyor olacaktı. Dershane de başladı sayılır. Evde çalışamıyorum bari sabahları dershaneye gideyim, akşama kadar çalışayım diyorum. Derslerimiz başlamadı sadece öğretmenlerimiz ramazan boyunca haftaları bölüşmüşler gelip soracağı şeyler olan varsa öğretmenlere göre gelecek demişler. Bende gider kütüphaneye kapanır çalışırım diyorum. Bir de sıcaklar olmasa off off


13 Temmuz 2012 Cuma

bir şarkılık yol


Müziği kapatmamalıyım dedim kendime. Ama buradaydım işte evin sokağına girmiştim ve birazdan bitmesi gerekti müzik. Sırf şarkının sonunu getirebilmek için bir sonraki sokağa girdim. Daha önce sadece ağaçların arasından arabaların akışını gördüğüm bizim evin önünden daha işlek bir sokak.

Hikayeler daha başka burada. Belli... Hava egzozdan daha çok koşuşturma içindeki yetişkin nefesleri sayesinde kirleniyor burada, ama bizim sokak istop oynayan çocukların birbirinden kaçarken ki nefes nefese kalmışlıkları ile dolu.

Bir kız posta kutusu başında elinde sarı bir zarf bekliyor. Kararsız belli. Yakınına mektup atacak değil ya dedim kendi kendime sevgilisi var zarfın sağ alt köşesinde apaçık. Ayrılmak mı istiyor yoksa barışmak mı bilemedim bir an. Boş verdim sonra. Aklımda sadece hala mektuplaşanların olduğunu bilmenin zevki kaldı.

İki küçük takıldı gözüme ufacık çimenlikte topu yola kaçırmadan paslaşıyorlar. Anneleri uyarmış ki korkuyorlar. Öleyise top oynamak istiyorlar ama biliyorlar ki top yola kaçarsa arkasından gidemezler, biliyorlar ki anneleri bir daha izin vermez. Miyop gözlerime aldırmadan yüz ifadelerini görmeye çalışıyorum. İkiz. Tüm bu lar ler ekleri boşunaydı. Anneleri birdi, endişeleri birdi, belki odaları hatta eğlenceleri birdi. Onlarda bir sayılırdı. Daha değişik dünya görüşleri öğrenerek birbirlerinden ayrılacak kadar büyük değillerdi çünkü. İçlerinde tamamen saf benlik olan aynı evde büyümüş iki kişi nasıl farklı olabilirdi ki..
Bilemezdim..
Bu yüzden devam ettim yoluma.

Evin yoluna geri döndüğümde parkın içinde bir kız dikkatimi çekti. Oturmuş banka, gözleri yerde.. Bir şey düşünüyor belli ama dertli gibi değildi.. Daha da yaklaştıkça gözlerinin yerde değilde elinde olduğunu anladım daha doğrusu elindeki kitapta. Öyle imrendim ki ona, çevresindeki kimseye aldırmadan oturmuş açık havada kitap okuyordu. Ben bunu yapamazdım. Çevremde o kadar çok çocuk koşuştururken, anneler oğlu-kızı şimdi düşüp dizini incetecek diye beklerken, bir kaç ağaç ötemde biri sevgilisini beklerken nasıl da dalmıştı kitabına...

Şarkımın sonunu dinleyebilmek için yolu uzatmıştım ama baksanıza çevreme öyle daldım ki şarkı sadece arka plan olarak kaldı düşüncelerimde.. Ben sadece şarkısının sonu gelsin diye yolunu uzatmış sıradan biriydim. Sanki kendi hayatımla ilgili düşünecek hiçbir şeyim kalmamış, hiç derdim yokmuş gibi çevremi anlamaya çalışıyordum...


Sonra kendi kendime ''e be kızım çok dertsizsin sanki. Boş ver kim ne yapıyorsa yapsın'' dedim ama dememe kalmadan ikizlerden az biraz uzun olanı topu yola kaçırdı ve annesine fark ettirmeden dikkatlice topu geri aldı,posta başındaki karasız kız mektubu atmaktan vazgeçti, sevgilisini bekleyen çocuğun yüzünde bir karşılama gülümsemesi belirdi, kitap okuyan kızın telefonu çaldı ve benim şarkım bitti..


7 Temmuz 2012 Cumartesi

mim vol. 2


çok şeker bir mim bu. Anlamlı ayrıcada... Olabilecek iki güzel insandan geldi mim,
Spot Işığını Arayan Kız  ve  Memento mori..
Hemen başlıyorum. Ne de olsa mim kısa ve özlük hakkında ehe

Memento Mori benim için tek kelime ile derin demek.. Hemen açıklayayım. Bunu ona da söylemiştim daha önce onun bloguna bazen yeni yazısı olmasa bile giriyorum. Neden mi? Sanki blogu sevdiğim her şeyin bir kolajı gibi.. Ya da olmak istediğim bir kişiliğin.. Zevkine, sözlerine, blogunda ki favorilerine bende hayranım. Daha nasıl anlatılır bilmiyorum ama öyle işte.. Ve onunla ilgili her şey daha bir derin, onunla ilgili her şey daha bir anlamlı geliyor.. Bloguna girdiğimde olmayan ceketimi ilikleyesim geliyor sanki ehehe Ne bileyim işte sevdiğim insanları anlatırken zorlanırım bu kelimeyi bulduğuma bile şükrediyorum.
Teşekkürler bu arada mim için! :)

Spot Işığını Arayan Kız için ise ikiz derdim sanırım. Hatta diyorum! açıklamam gerekirse anlattıkları çok tanıdık geliyor. Kelimelerde kendimden parçalar görüyorum. Ve blogu o kadar tatlı ki! ehehe blogu şeker olsa en sevdiğim tatlı olurdu herhalde

ilk defa birilerini mimlemek heyecan veriyor!
Mia,  Vişne Çürüğü,  Elif,  Spot ışığını arayan kız , Memento mori,  Erdi karadeniz
*mimi yayın olarak yapanlar olduğunu biliyorum o yüzden sadece yorum olarak yazsanız daha kolay olur hatta çok hoş olur bence ehe

5 Temmuz 2012 Perşembe

Bu haftanın önemi hatırlanabilecek bir yerlere kaydedilsin amaçlı yazı


Merhabalar! 

Mutlu gibiyim. Sadece az önce çok güze bir sofradan kalktım da onun mutluluğu geçmedi sanırım. Ya da değilim. Aslında mutlu olmak istiyorum ama içimde bir yerlerde yapamadığım bir şeyler varmış, birileri beni engelliyormuş gibi hissediyorum. Ya da ben kendimi engelliyorum. Evet evet ben kendimi engelliyorum. Rahatıma fazla düşkün biriyim tam olarak öyle denmese de ımm... hani kova burçları evcimen olur ya. Bende öyleyim. Evim güzel evim misali..  Bu sıcaklarda evimde buzlu çayım ve atıştırmalıklarımla dizilerimi izlemek varken hiçkimseyi arayıp sormadım. Gerçi biraz meşgüldüm de hiçbir yaz olmadığı kadar gidip gelme yaptım akrabalarımla... O çıktı, bu vardı, keyfimi bozmadım derken ramazam geliyor. Ve ben ev kuşu Summer olarak bunu değiştirmeye karar verdim, yani evde daha fazla oturmamak adına ve bilin bakalım neler yaptım!
İşte asıl konuya gelebildim ehe


Şimdiii ilk olarak piyano kursuna yazıldım! Evet. Uzun zamandır hayallerimi süsleyen şey gerçek oldu. Piyanom daha yok ve daha sadece bu hafta başladım ve topu topu iki saat dersim oldu ve sadece pıratikten ileri geçemedik ama piyanonun başında hissettiğim şeyler güzeldi. Kuzenimin eski bir orgu varmış bana kargolamasını rica ettim ve bir iki güne oda gelir ve gerçekten çalışmaya başlayabilirim. Ödev olarak verilen parmak egzersizini masanın üstünde yapmaktan yoruldum artık.


İkinci olarak ders çalışmaya başladım! En sonunda geçen gün evde gerçekten yapacak bir şey bulamadığım da kafama dank etti! dedim ''summer sen galiba tatilini yaptın buraya kadarmış boş boş evde dolanmak. Oraya buraya gidip gelmek. Resmen bir YGS öğrencisi olmaya hazırla kendini!''  ve gerçekten başladım. Bu kadar zaman başlamama sebebim dershane öğretmenimin kendine dinlenmek için de zaman ver. Kendin belirle bunu. Kafanı iyice boşalt. Okul yüzünden yapamadıklarını yap, görüşemediğin arkadaşlarınla görüş, kaçırdığın filmleri izle ondan sonra başla demişti. Okulun bitimi ile aralıksız derse başlama demişti. Hayır bahane üretmiyordum öğretmenimin tavsiyesini uyguluyordum! ehehe


Ve bir kaç arkadaşla iletişime geçtim. Buluşmak istedim. Biri biraz zorla oldu. Ona borcum sözüm varmış gibi hissediyordum ama diğeriyle buluşmak için sabırsızlanıyorum. Onunla dertleşmeyi özlemişim. Ayy aklıma geldi de onunla ne kadar eğlendiğimiz. Yerim. ehe neyse işte böyle. 


bu arada Memento Mori beni mimlemiş. Evet mim kolay gibi görünen ama hileli mimlerden. Düşünmek lazım gerçi ben ne yazacağımı aklımda sadeleştirdim ama yinede biraz vakit. Yapacağım mimi çok mutlu oldum inan.


Doğum günüme 7 ay var biliyorum ama eğer ki bana Bu kitabı almak isterseniz hayır demem. Tanrı Daima Tebdil-i Kıyafet Gezer. Sadece aşık oldum sanırım kitaba daha okumadan ve okuyacağım zamanı bekliyorum.


Ve son bir hatırlatma duyduğumda inanamadım! D&R'da Can Yayınları'na ait 380 cıvari kitap 5 lira olarak etiketlenmiş. Yaz kampanyası var sanırım ve kampanyanın sözü ''yeni bir kitaplığa ihtiyacınız olabilir!'' Kesinlikle öyle! yarın D&R'a gidip talan etmek istiyorum orayı! Aklımda olan kitaplar umarım indirim kapsamındadır!

Buyrun şarkımız. Bu kadına hayranım iyi ki yarışmayı o kazandı!
Kendinize iyi bakın, hoşçakalın.