21 Mayıs 2012 Pazartesi

yeter ki istemeyin!

Glee cover - We Are Young

öğleden sonra geometri çalışırım diye okula gitmedim önce hava ok güzeldi sonra gök gürültüleri başladı falan filan tahmin edin ne oldu! çalışamadım. Daha doğrusu çalışmadım. Şimdi başlayacağım daha. Ama tam başlayacaktım sayısal dersleri müzik ile çalışmayı seviyorum dedim ve müziklerim çok eski geldi ve yeni müzikler ediniyorum.

Yani insanın canı yeter ki bir şey yapmak istemesin.
Bak Modafobik'in twiti de tam bunların üstüne geldi


Önümüzdeki iki hafta her gün sınavım var. Bu gün kaytardım ama daha kaytarmayacağım. Mimler aklımda yeni blogun ilk mimi olacağı için özen göstereceğim ve hafta sonuna bırakıyorum.

Okul arkadaşlarımın ask.fm cevapları şu sıra eğlencem.
Glee'nin sezon finali fragmanı bile gözlerimin dolmasına yetti.
Piyano çalmaya başlayacağım bu arada. Benim için doğru düzgün yapmak istediğim işlerden biri. Bu hafta sonu ders için görüşmeye gideceğim Başlarım herhalde en kısa zamanda.
youtube'dan karaoke parçaları açıp kardeşimle bağıra çağıra Glee şarkıları söylediğimiz gerçeği ise aslında saklamak istediğim bir şeydi ama kardeşimi hiç bu kadar çok sevmemiştim! eheh Baştaki şarkımız da bizim ortak favori parçamız.
İyi bir hafta geçirin!

19 Mayıs 2012 Cumartesi

19 Mayıs

Bugün statlarda olmasa da okulumda bir 19 mayıs kutlaması yapıldı. Hiçbir lisede böyle bir kutlama yapılmamıştı. Cumartesi günü bu gün nasıl olsa. Kimse sıcak yatağından kalkmak istemedi, kimse cumartesi gününü okulda geçirmek istemedi. Ama yaklaşık 700 kişilik okulda 100 kişi vardı yoktu demek beni utandırıyor. Böyle bir okula, böyle bir imkana, böyle güzel bir okul müdürüne sahipken oraya gelmemek... yorum yapılamayacak cinsten bir şey.

19 Mayıs'ın statlarda kutlanmayacağı haberi çıktığından beri yeri göğü ''laflarıyla'' inleten, inkılap dersinde bilmişlikler taslayan, dini inancına Kemalist yazan arkadaşlarımdan hiçbirini göremedim orada.

Benim haddim değil hesap sormak, ben sadece bundan sonra onların samimiyetine güvenemem.

Her gün Yılmaz Özdil, Bekir Coşkun yazıları paylaşmakla, garip garip yerlerde Atatürkçülük'ten bahsetmekle, sabah facebookdan 19 Mayıs'ı kutlayan durum güncellemeleriyle olmuyor. Olsaydı o zaman daha çok olacağımıza inanacaktım.

Çelenk koymanın bile bu kadar zorlaştığı, saygı duruşlarının atlandığı, gençlerin hafta içi olsaydı okul kaynayacak diye koşa koşa gidecekleri Gençlik Bayramı'na sırf cumartesi diye gelmediği bir 19 Mayıs.
Yazık..

Bugün bu okulda okuduğum ve böyle bir okuldan mezun olacağım için ne kadar gurur duyduğumu ve ne kadar şanslı olduğumu anladım.

Bugün 52 senelik bir öğretmenin konuşması sırasında ağlamasına tanık oldum.

Bugün bambaka bir okuldan müdürümüzü arayıp ''Duyduğuma göre siz kutlama yapıyormuşsunuz. Katılmayı çok isterim'' diyen öğretmenlerle tanıştım.

Bugün çok ayrıydı. Yıllar sonra çocuklarıma anlatacağım türde ayrı hatta.

16 Mayıs 2012 Çarşamba

şu sıra *2


Çok tutacak gibi bu şu sıra olayı. En azından benim açımdan.

  • Bir haftadır doğru düzgün yemek yiyemiyorum.
    Sivilce için kullandığım bir ilaç vardı. Biraz ağır bir ilaç olduğunu doktorun ilacı vermek için kan testi istemesinden anlamalıydım. Bende dikkatli dikkatli 3 hafta kullandım ilacımı ama bir noktada yan etki gösterdi. Yemek borum tahriş olmuş. Bu yüzden yemek yiyemiyorum. Canım çok acıyor. Tekrar gittim doktora bir kaç ilaç daha verdi ama bu yemek yiyememe olayı bir-iki hafta daha devam edecek dedi. İşe olumlu yanından bakan ben kilo veriyorum diyorum ama böyle giderse hastalık derecesinde kilo vermiş olacağım. İnanın çok kötüyüm. 
  • Doktor çok su iç mutlaka haptan hemen önce bir şeyler yemiş ol dediğinde klasik tedbirler sanıyordum. Çok da dikkat etmemişim. Aman dikkat edin siz. Benim olayım çok su ile içmediğim için oldu birazda halbuki doktor iç demişti.
  • Yenilmezler filmine gittim ve çok eğlendim! En güzel tarafı da eğlen-dik! İyi anlaştığın ve filmin ikinizin de ortak beğeni alanına giren bir arkadaşla filme gitmek en eğlencelisi. Aynı sahnelerde kahkaha krizine girmek, aralarda konuşmak en güzeli.
  • film dedim de güzel bir film önerisi postu yazmak hayalim ama okulun son haftaları malum. Dershanede sınıf belirleme sınavı var ki ödümü kopartıyor! 
  • Okul notlarım hakkında endişem olmaması ise beni sakinleştiriyor. Bir an önce bitsin okul da YGS çalışmaya başlayayım diyorum, tabi ben bunu düşünürken sınıfımdaki insan ötesi bir kaç kişinin YGS'yi bitirmek üzere olması da moral bozuyor. Neyse ben kendimi biliyorum. Nasıl çalışmak istediğimi de biliyorum.

son olarak şöyle bir karar aldım. Buraya çok özel şeyler yazmamı önlemek için kimliğimi gizlemeyeceğim. Kim nereden bilecek Summer'n ben olduğumu desem de bir yerlerden mutlaka çıkıyor. En iyisi bloga geldiklerinde onların bilmediği bir şey bulamamalarını sağlamak. İyi bir fikir gibi bence. Çünkü bir adres değişikliğini daha kaldıramam. Bırakır giderim valla. Bırakıp gitmemek için de çoooook özel dünyam olmayacak. bunu ŞURADAN da anlayabilirsiniz. Twitter fotoğrafım gerçek ben. Zamanla blog fotoğrafımı da gerçek ben yapmayı düşünüyorum ama seçemedim. Belki de değiştirmem ama öyle işte.
kendinize iyi bakın.

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Bir blogger buluşması!

En başta söyleyeyim ki böyle bir şeyin olma ihtimalini o kadar düşük görüyordum ki, böyle bir şeyin hayalini bile kurmazdım. Çok zor derdim. Ama gerçekleşti! Bunun için Mia'm ve Vişne Çürüğü'me çook teşekkür ederim.
İçimden bir ses çook uzun yazacağımı söylüyor umarım sıkılmazsınız!

Gönlüm isterdi ki bu yazıyı buluşmanın ertesi günü yazayım. Olaylar sıcakken. Hala yaşadığım neşenin etkisini üzerimden atamamışken. Ama şu an üzerinden bir hafta geçmişken bile Mia'm ve Vişne'm ile birlikte oturduğumuz kafe de ki ortamı, sohbetimizi, gülümsemelerimizi düşündükçe aynı neşe ile doluyorum! Ve bir blogger buluşması temalı postuma başlıyorum.

 Perşembe günü dershanede tesadüf eseri var olduğunu öğrendim! Taksim'de 3 saatlik bir serbest bırakılacağımız zaman dilimini öğrenir öğrenmez adımı gezi listesine yazdırdım ve 1-2 saat içinde gerekli işlemleri ışık hızıyla hallettim!
(bakınız gerekli işlemler
*anne baba ikna edilecek
*gerekli para istenecek
*izin belgeleri imzalatılacak
*bozuk fotoğraf makinesi yerine ödünç alınacak bir makine bulunacak!
evet aynen öyle. Bunları 2 saat içinde hallettim. Dershane ve annemin iş yeri arasında mekik dokudum desem yeridir!

Hazırlıklar tamamlandı. Sabah 6da yola çıkıldı. Cevahir'de bir güzel eğlenilip alış-veriş yapılırken İstanbul'da oturduğumuz zamanlardan (çook eskilerden) çocukluk aşkım sayılabilecek kişiye, Can'a haber verildi.
Ne yazık ki Can Cevahir'e gelmem 2 saat alır ama Taksim'de şansımı deneyeceğim demesine rağmen o gün babasıyla olan işleri uzamış ve gelemedi. Can'dan daha sonra uzun uzun bahsedebilirim hatta şuraya da not alayımda unutmayayım.
Olsun ama ben Mia'm ve Vişnem'e sahiptim! ehe

Taksim'e arkadaşlarımla vardığımda telefonumda 'batarya zayıf' ibaresi ile şok oldum desem yeridir. Hemen Vişne'mi aradım çünkü Mia'nın zaten Taksim'de olduğunu biliyordum ardından onu ararım derken Vişne'minde taksime çoktan geldiğini öğrendim. Hemen onu beklemeye koyuldum ve birden karşıma gülerek çıktı!. Küçük bir çığlık sonrası sıkı sıkı sarıldık. Ve hemen Mia için telefonuma sarıldım ama ne yazık ki kapanmıştı.

Derhal 15 dakika da şarj eden kutunun başına gittik! Dışarı çıktık 15 dakika sona geldiğimizde kutunun başında bekliyorduk biz ''15 dakika oldu neden çıkmıyor bu'' diye söylenirken, bir görevli erken bitenleri öne alıyoruz adınız yazılıdır oradan bakın demez mi! Kendime ''salak Summer insan bir sorar'' diye diye açtığım telefonda Mia'nın arama ve mesajlarını gördüm. Beklediğimiz yeri ona haber vererek sakin bir köşede beklemeye başladık. Taksim'de ne kadar sakin bir köşe olursa işte ehe

Biz beklerken karşımızdan 40 kadar kişi ile geziye geldiğimiz bazı arkadaşlarım geçti. Hepsi olmasa da beni tanıyanların garip bakışlarını yakaladım ama o sırada Vişne ile gülüşmekle o kadar meşguldük ki önemsemedim.

Veeee dırırırım!
Olan şuydu, duyduğum Summeeer! sesiyle arkamı dönmem, karşılıklı kısık kız çığlıkları ile Mia ile resmen tanışmamız, gülüşmeler, inanamıyorumlar, hayretler içerisinde sadece yürümeye başladık! O kadar tatlıydılar ki! Nereye gideceğimizi bilmiyorduk sadece yürüdük ve ilk görüşmemizdeki anın tadını çıkardık! ehe

Sonrası girdiğimiz Uykusuz Dükkan'dan aldığımız bir örnek magnetler ve benim küçük şirin Fırat anahtarlığım! Yaptığımız bence en güzel ve akıllıca şey bence buydu ki hemen üst kattaki kafeye gittik çünkü zaman kaybetmeden onlarla daha fazla karşılıklı gülüşmek, seslerini sakin bir ortamda daha güzel duymak, mimiklerini incelemek, onları yazdıkları ile kişileştirmek istiyordum. Ve bundan o kadar memnun oldum ki! Yani Mia, Vişne gerçekten kendilerini anlatıyorlar. Hiçbir yapmacıklık yok, hiçbir abartma, değişim yok yazdıkları salt kendi. Mia emin olun ki blogundaki kadar neşeli, hatta daha fazla! ve Vişne emin olun ki sık göstermese de çok güzel gülümsüyor!

Mia'nın derdi benimde derdimdi! fotoğraflarda kötü çıkmak hele ki böyle tek şansın olan durumlarda ama neyse ki kazasız belasız atlattık!

Mia'nın ayrılması gereken saatte Vişne ve ben de kalktık! benim daha bir saat zamanım vardı ve birlikte geldiğim arkadaşlarımdan iç rahatlatıcı bir mesaj aldım. Onlarla İstanbul'da eğlenememiştim sonuçta. Diğer bir deyişle Taksim'de onları ekmiştim. son bir saatimi onlarla geçirir miyim ki diye düşünürken en yakın arkadaşım ''summer'ım bizle buluşmak istiyordun. Aceleden ayrılmadan önce söyleyemedim ama lütfen saçmalama. Ben her gün yanındayım ama onlar değil. Biz alınmıyoruz. Keyfini çıkar'' dedi.  Mia ile çoook zor olan ayrılmamız ardından Vişne beni sahaflara götürdü! Orası benim gibi retro aşığı biri için ikinci el kitapları, posterleri, plakları, afişleri ile adeta cenneti! Burada ekstra bir teşekkür Vişne'me çünkü gerçekten çok güzle fotoğraflarımı çekti! Blogunda bahsettiği gibi fotoğraf çekmeyi çok seviyor ehe

Gece 1de evdeydim. Serviste Mia'yla kısa mesajlaşmamızla ona olan teşekkürlerimi sunduğumu, eve gelince yatmadan önce Vişne'nin isteği yani ''Eve girince mutlaka mesaj at merak ederim yoksa'' demesi üzerine, gözlerim kapanmadan gönder tuşuna basmayı başardığımı hatırlıyorum ehe. O kadar yorulmuşum ki!

Son olarak canım Mia'ma bir gün o romantik komediler, abur-cuburlar ile ilgili gecemizi yapacağıma inancımın tam olduğunu, yazının şarkısını ona hediye ettiğimi ve en son yazdığım iyilik yazısında yorum olarak bana iyi ki varsın demişti, yazımda da ''size ''İyi ki ki varsın'' dediyse, siz küçük bir çikolata ile yanına gidip bunu söyleyin'' demiştim. Umarım onlara getirdiğim çikolata ile arasındaki ilişkiyi çözmüştür! eheh

Vişnem'e ise bana hediye ettiği şirinlerden bir karakter olan anahtarlık için çok teşekkür ediyorum ve burada bitmediğini hatırlıyorum çünkü o koşuşturmada onunla olan hayalimi gerçekleştiremedim. Oturup karşılıklı kahve içmek, seninle de bir gün bunu yapacağız vişnem!

Buyrun şarkımız.

1 Mayıs 2012 Salı

şu sıra *1


kime ne anlatacağımı bilemiyorum şu sıra.
şu anki dostlarla aramda aynı ortamda bulunamama sorunu var.
sınıfımdaki insanlarla güven sorunum,
çok eski bir dostla aramda iletişimsizlikten doğmuş bir boşluk var. O boşluk dolmadan da bir şeyler paylaşabileceğimi sanmıyorum. Ek olarak ona karşıda güven sorunum var.
peki ben ne yapabilirim böyle bir zamanda..
   annemle konuşabilirdim eğer ki önyargılarını azaltsaydı
   babamla konuşabilirdim, gerçekten önemseseydi
   günlüğüme yazabilirim, kendi kendime konuşmaktan bir farkı olmadığı için yorum yapabilseydi...
   bloga yazabilirim... ve yazıyorum.
  • insanlar çok karmaşık. Her şakanın altında gerçeklik payı vardır lafı beni huzursuz ediyor. Çok çok fazla hemde. Gerçekten böyle mi hissediyor yoksa tamamen şakamı ikilemi kötü.
  • keşke tatil havasına bu kadar erken girmeseydim. Daha tonlarca yazılı var çalışacak.  Tatil havasına girsem ne olacak en kısa zamanda çıkmak zorunda kalacağım çünkü YGS-LYS heyecanı başlıyor.
  • bir hedef belirleseydim ne iyi olurdu.
  • bu 4+4+4 sistemi ile çocuklardan 8-9 yaşında ne olmaları gerektiğine karar vermeleri istenecek ve  ona göre tercihlerde bulunacaklar eğitimleri için. Ben 17 yaşında bir bireyim ve ne olmak istediğimden, neye yatkın olduğumdan, neyle ilerde geçineceğimi bilmiyorken 9 yaşında bir çocuk nasıl karar verecek merak ediyorum.
    Daha doğrusu ailesi nasıl bir karar verecek çünkü o çocuk bu kararın hayatını değiştireceğinin farkında bile olmadan ailesi ne derse onu yapacak.
    Çok kötü çok..
  • Ben bir şekilde geçinip gidiyorum ama bu yalnızlık beni öldürecek. Şu an bunları bloga yazmak yerin ona anlatabileceğim bir sevgilim olmalıydı olsaydı yada ne güzel olurdu.
  • hayatım uzaktan hoş gelen erkeklerle iki çift laf ettikten sonra uzaklaşmakla geçiyor. Birazda uzaktan hoş gelmeyenlere bakmalı sanırım.
  • film izlemeye bile vakit bulamıyorken ders çalışamamak garip. Durup düşünüyorum ''Yahu ben zamanımı ne ile değerlendiriyorum?'' diye. Hiçbir şey bulamıyorum. Sanırım cevabı Uyku. Çok fazla uyuyorum.
  • 1-2 aydır beni terk etmiş yatmadan önceki hayal kurma olayım geri döndü. Artık rüyalarım daha mutlu. Ah! Tabi ya bu yüzden çok uyuyorum. Sanırım kış mevsimiydi hayal kurma isteğimi kaçıran. Sarıldığım yastığım bile geri döndü dolaptan yatağıma. Artık yastığa istediğim ismi verip, istediğim kokuyu çektiğimi hayal edebilirim.
  • tabi kokusunu unutacak kadar uzak kalmış olmasaydım..