13 Temmuz 2012 Cuma

bir şarkılık yol


Müziği kapatmamalıyım dedim kendime. Ama buradaydım işte evin sokağına girmiştim ve birazdan bitmesi gerekti müzik. Sırf şarkının sonunu getirebilmek için bir sonraki sokağa girdim. Daha önce sadece ağaçların arasından arabaların akışını gördüğüm bizim evin önünden daha işlek bir sokak.

Hikayeler daha başka burada. Belli... Hava egzozdan daha çok koşuşturma içindeki yetişkin nefesleri sayesinde kirleniyor burada, ama bizim sokak istop oynayan çocukların birbirinden kaçarken ki nefes nefese kalmışlıkları ile dolu.

Bir kız posta kutusu başında elinde sarı bir zarf bekliyor. Kararsız belli. Yakınına mektup atacak değil ya dedim kendi kendime sevgilisi var zarfın sağ alt köşesinde apaçık. Ayrılmak mı istiyor yoksa barışmak mı bilemedim bir an. Boş verdim sonra. Aklımda sadece hala mektuplaşanların olduğunu bilmenin zevki kaldı.

İki küçük takıldı gözüme ufacık çimenlikte topu yola kaçırmadan paslaşıyorlar. Anneleri uyarmış ki korkuyorlar. Öleyise top oynamak istiyorlar ama biliyorlar ki top yola kaçarsa arkasından gidemezler, biliyorlar ki anneleri bir daha izin vermez. Miyop gözlerime aldırmadan yüz ifadelerini görmeye çalışıyorum. İkiz. Tüm bu lar ler ekleri boşunaydı. Anneleri birdi, endişeleri birdi, belki odaları hatta eğlenceleri birdi. Onlarda bir sayılırdı. Daha değişik dünya görüşleri öğrenerek birbirlerinden ayrılacak kadar büyük değillerdi çünkü. İçlerinde tamamen saf benlik olan aynı evde büyümüş iki kişi nasıl farklı olabilirdi ki..
Bilemezdim..
Bu yüzden devam ettim yoluma.

Evin yoluna geri döndüğümde parkın içinde bir kız dikkatimi çekti. Oturmuş banka, gözleri yerde.. Bir şey düşünüyor belli ama dertli gibi değildi.. Daha da yaklaştıkça gözlerinin yerde değilde elinde olduğunu anladım daha doğrusu elindeki kitapta. Öyle imrendim ki ona, çevresindeki kimseye aldırmadan oturmuş açık havada kitap okuyordu. Ben bunu yapamazdım. Çevremde o kadar çok çocuk koşuştururken, anneler oğlu-kızı şimdi düşüp dizini incetecek diye beklerken, bir kaç ağaç ötemde biri sevgilisini beklerken nasıl da dalmıştı kitabına...

Şarkımın sonunu dinleyebilmek için yolu uzatmıştım ama baksanıza çevreme öyle daldım ki şarkı sadece arka plan olarak kaldı düşüncelerimde.. Ben sadece şarkısının sonu gelsin diye yolunu uzatmış sıradan biriydim. Sanki kendi hayatımla ilgili düşünecek hiçbir şeyim kalmamış, hiç derdim yokmuş gibi çevremi anlamaya çalışıyordum...


Sonra kendi kendime ''e be kızım çok dertsizsin sanki. Boş ver kim ne yapıyorsa yapsın'' dedim ama dememe kalmadan ikizlerden az biraz uzun olanı topu yola kaçırdı ve annesine fark ettirmeden dikkatlice topu geri aldı,posta başındaki karasız kız mektubu atmaktan vazgeçti, sevgilisini bekleyen çocuğun yüzünde bir karşılama gülümsemesi belirdi, kitap okuyan kızın telefonu çaldı ve benim şarkım bitti..


2 yorum:

  1. yaa resmen anlattığın bütün şeyler gözümün önünde belirdi harika.. bu arada bende bi şarkı için yolunu uzatanlardanım ve yine insanların koşuşturmalarını sanki kendim görünmezmişim gibi izlerim pek sık:))
    çok sevdim ben bu yazıyı.. belki ben de bi üst sokağımın hikayesini yazarım bir gün kim bilir:) ilham verdin bana summer^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kadar beğenmene çok sevindim :)

      kendim gibi birini görmek çok güzel. ilham konusu ise apayrı güzel! :)

      çok teşekkür ederim :)

      Sil